ingilizcekampi
  Online English for BEGINNERS
 

BEGINNER ENGLISH

 

Part One: Beginner
(Biraz İngilizce bilginiz varsa kendinizi test ederk kursa başlamanız tavsiye olunur...)

Choose the correct answer to go in the gap. 
My boyfriend .... to the cafe every night.
go
goes
goed 
1. Simon .... very tall.
is
are
has

2. She .... like football very much.
don't
doesn't
hasn't

3. How .... does one lesson cost?
many
much
is

4. There .... a big supermarket next to my house.
is
are
have

5. I .... agree with you.
doesn't
haven't
don't

6. Neil can't .... tennis. He's broken his arm.
to play
playing
play

7. .... some more tea?
Would you like
Do you like
You'd like





BAŞLARKEN ÖNCE WH QUESTIONS HAKKINDA BİLGİ VERMEK YERİNDE OLACAKTIR

WH QUESTIONS:

WHat:ne
WHen:ne zaman how:nasıl
WHich:hangi 
WHo:kim
WHere:nerede?
WHy:niçin?
WHose:kimin?

WHAT IS YOUR NAME? 
TO BE:1)am(em)
2)is
3)are
My name iS Ali.
I am
He is Ali.
She is Ayşe.
Itis.. The cat/the door is

You are
We are
They are Ali and Ayşe.
I and Ali are....

İyelik (sahiplik) sıfatları

I:ben My:benim me:beni,bana mine:benimki
You:sen,siz Your:sizin you :seni,sana yours:seninki
He his:onun him:onu,ona his:onunki 
She her:onun her:her hers:onunki
it its:onun it nu its:onunki



we:biz our:bizim us:bizi, bize ours:bizimki
You:sen,siz Your:sizin you :seni,sana yours:seninki
they:onlar their:onların them:onu,ona theirs:onlarınki

are you Ahmet Bingöl?
Yes, i am.

Are you Bülent Bingöl?
No,i am not.
****************************************
Is your name ramazan Bingöl?
IT
Yes,it is.

Is your name levent Bingöl?
IT

NO,it is not.


TELEFON KONUŞMASI************ 0-oh
0-266-764 74 59


what is your telephone number?

It is oh-two-double six-seven-four-seven-four-five-nine

Telefonda kendini tanıtma

. *Telefonda i (ben) yerine this is kelimesi kullanılır.
Örnek:hello,this is ahmet Bingöl.
*Karşıdaki kişinin kim olduğu sorulurken de you zamiri yerine is that veya it kelimesi kullanılır.
Örnek:who is that veya who is it?şeklinde kullanılır.

*aranan numaranın doğru düşüp düşmediğinin kontrolü için yine is that 266 764 82 30?
örnek telefon konuşması:763 25 06


ünvanlar
*ünvanlar soyisimlerle veya isim ve soyisimle birlikte kullanılır.
Example:mr. Bingöl veya mr. Ahmet Bingöl gibi

mr:mistır:bay(resmi ortamlarda kullanılır)

mrs:misiz:bayan------evli bayanlar için kullanılır.
miss:mis: bayan -------bekar bayanlar için kullanılır
ms: miz bayan:-------dul bayanlar için kullanılır./bekar,evli ayrımı yapmadan da kullanılabilir.

Sir:beyefendi----kişinin ismini bilmediğimiz veya söyleme gereği duymadığımız durumlarda erkekler için kullanılır.
Madam: hanımefendi:kişinin ismini bilmediğimiz veya söyleme gereği duymadığımız durumlarda bayanlar kullanılır.


Exercises

1)a)what is his name?
b)his name is Ahmet.
2)a)what is her name?
B)her name is ayşe.
3)a)what is your name=?
b)my name is Fatma.
*****************************************************
HOW do you do?/nice to meet you/Memnun oldum.
**********************
how are you?
A)I am fine,thank you.
B)Fine thanks and you?
c)I am very well/I am very good
HOW İS YOUR NIECE?
SHE IS FINE
HOW IS YOUR NEPHEW?
HE IS FINE.
İYELİK TAKISININ KULLANIMI
İsimlere getirilen ,yukarıdan kesme işareti ile ayrılıp S takısı getirilerek yapılır.
Example:Ramazan S brother s name is Bülent.
Ramazan S mother is Fatma.
RamazanmS father is Ali.
Your sister S son is your nephew.

ENGLISH ALPHABETS
A:EY F:EF K:KEY P:Pİ U:YU
B:Bİ G:Cİ L:EAL Q:q:KU V:Vİ
C:Sİ H:EYÇ M:EM R:AR W: DABİLYU 
D:Dİ I:AY N:EN S:ES X:İKS 
E:İ J:CEY O:OH T:Tİ Y:UAY
Z:ZET

how do you spell ypur name?isminizi nasıl hecelersiniz?

Example:Necmi -------N-E-C-M-I----en-i-si-em-ay
How do you spell your name?
RAMAZAN:R-A-MA-Z-A-N:-----AR-EY-EM-EY-ZET-A-EY-AN

*WHAT IS YOUR SURNAME/FAMILY NAME?
MY SIRNAME IS BİNGÖL
*HOW DO YOU SPELL SURNAME?
BİNGÖL:----Bİ-AY-EN-Gİ-OH-EAL

*************************************
Yardımcı filer
İngilizce de zamanlar iki ana bölüme ayrılır:
1)Present Tenses
a)Present continious Tense(şimdiki z.)/yard. Filer: am,is,are
b)simple present tense(Geniş zaman):yard.fiiler: do/does
c)Simple future tense (gelecek zaman): will
d)present perfect tense(yakın geçmiş z.):yard.fiiller: have/has

2)Past TENSES
a)simple past tense(geçmiş zaman): yard.fiil: did
b)past perfect tense:yard.fiili :had
c)past continious tense :was/were going 

MODELS:Can,may,might,will,would,should,ought to,let’s,shall
CAN(-ebilirmiyim)
I-Bir eylemin yapılıp yapılmayacağına dair İZİN İSTEME,ÖNERİDE BULUNMA,YASAKLAMA durumlarını ifade ederken kullanılır.Kullanımı diğer yardımcı fiilerde (am,is are)olduğu gibi.
*Can i sit here?Buraya oturabilir miyim?İzin isteme
*Yes,You can sit here.---izin verme
Can i smoke here?Burada sigara içebilir miyim?izin isteme
No,I’m sory ,You can not.(Hayır,içemezsin)---YASAKLAMA
*Can i park here?
Yes,of course, you can.

CAN YOU HELP ME?/bana YARDIM EDEBİLİR MİSİN?
(Yardım isteme durumunda bu yapıyı kullanırız)
Can you help me?
Olumlu cevap vermek istersek:
Yes,of course ,deriz.
Olumsuz cevap vermek gerektiğinde:
No,I am sory,I canm not. Denilir.

CAN I HELP YOU?Sana yardım edebilir miyim?-ÖNERİ-TEKLİF
(Yardım teklif etme durumunda Kullanılır)

Can I help you?
Olumlu cevap verilmesi gerektiğinde:Yes,Please.
Olumsuz cevap verilmesi gerektiğinde:No,Thank you

*Can yardımcı fiili HAVE(sahip olmak,almak) ile bilet(ticket),oda(room),masa(table)istemek amacıyla da kullanılır.
Example:Can I HAVE a ticket to Balıkesir?—Balıkesir’e bir bilet alabilir miyim?
Can I Have A room please?Otelde;bir oda alabilir miyim?


Can I HAVE a table?Lokantada bir masa isteyen kişi bu şekilde cümle kurar.



MAY(mey)
Can yardımcı fiili ile aynı anlama gelmekle birlikte May daha kibar,resmi ortamlarda kullanılır.Example:MAY I smoke here:?
Olumlu cevap verilecekse:Yes,You may.
Olumsuz cevap verilecekse:No,I am sory,
you may not.

TEKLİFTE BULUNMA /LET’S (LET US/shall )İLE

Teklif cümleleri Let’s(let us) ile (-elim) veya shall ile(-elim mi) kalıbıyla kullanılır.
Example:Lets go the cinema.----Sinemaya gidelim.
Tekif kabul edilirse:Yes ,let’s
Teklif kabul edilmezse:No,let’s not
Shall we go the cinema?:Sinemaya gidelim mi?
Teklif kabul edilirse:Yes,we shall
Teklif kabul edilmezse:No,we shall not.


RİCADA BULUNMA:will/would
Rica cümleleri “will you?(-er misiniz) veya daha kibar ve resmi kullanımlarda “would you”(-er misiniz) ile başlar.
*Bir şeyin yapılması kibarca istendiğinden bu sorulara cevap veremeye gerek yoktur.
Examples:Will you pass the pencil,please?/Kalemi uzatır mısın?
Would you open the window,please?Pencereyi açar mısınız,lütfen?


YASAKLAMA,Olumsuz Emir Cümleleri
Burada emirden önce do not(don’t) kullanılır.
Examples:Don’t shout,please -----Bağırma,lütfen
Do not open the door,please.-----Kapıyı açma lütfen.
OLUMSUZ RİCA CÜMLELERİ
*Olumsuz rica cümleleri do not+fill kalıbı ile kullanılır.
Example:Do not disturb me,please.---Beni rahatsız etme lkütfen.
Don’t laugh me please------Bana gülme ,lütfen.
Do not put your bag here.------Çantanı buraya koyma.

PROPOSITIONS
Near:yakınında
Next to::yanında(bitişik olarak)
İn:İÇİNDE/into:içinde 
ON:ÜSTÜNDE/over:üstünde
OF:-nın,nin
Off:kapalı
At:-de,-da
Between:arasında
İn front of:önünde
Behind:arkasında

DIRCTIONS WORDS
Left:sol
Right:sağ
Straight ahead:dosdoğru
Opposite:karşısında
On the corner of :köşesinde
At the end of:sonunda
Near:yakınında
Nearest:en yakın
Next to:bitişiğinde

*cadde ve sokak isimlerinin önüne yön tarifinde “in veye on “edatlarından uygun olanı getirilir.
Exaple:where is government Office?
İt is ON the corner of the atatük street and opposite of ziraat bank.





*left ve right yol /yön tarifinde kullanılan kelimelerden önce ON edatı kullanılır.
Example:where is * / eğik çizgi çiçeğe göre nerededir?
İt is ON the rihgt.
* / çiçek eğik çizginin neresindedir_?
It is ON the left.

Bir yeri tarif etmede kullanılan diğer tarif kalıpları
There is……(Vardır).
Is there a bank near here?Buraya yakın bir banka varmı?
Yes,THERE Is one,it is in Atatürk street opposite of post Office.

Where is the nearest hotel near here?
It is IN Atatürk street.


ARTICLES/TANIMLIKLAR

a/an - the


what is this?- Book
It is A book.
What is this?-apple
IT is AN Apple.
What is that?-----------orange
It is AN Orange.
*********************
İSTİSNAİ DURUMLARA ÖRNEKLER
When did you come here?
I came here AN Hour ago.
Are you A university student?
***********************************
she is ……AN…….engineer.
He is A doctor.


“THE”
*varlığı önceden bilinen,tanınan varlık isimlerinin önüne getirilir.
Example:THE pencil ON the table is Ramazan’s.
*tekil ve çoğul isimlerle kullanılabilir.Daha çok bazı istisnalar hariç Cins isimlerle kullanılır.
Example:THE boks on the desk are Bülent’S.

*Birleşik devlet adları “the” alır.
example:THE USA---United States of America,THE UK—United Kingdom,The Netherlands
** sıra sayı bildiren kelimelerin önüne “the” gelir
Example:the first,the second,the third fourth,fifth,…..
1st 2nd 3rd 4th, 5th

28 ağustos:the 28th of august(ağustosun 28’i)
29 ******************************************
*coğrafya isimnlerinin önünde “the”kullanılır.
Example:The Nile,The Kızılırmak,THE Black Sea,the moon,the sun,the sky
Not:Kişi isimleri,şehir isimleri,ülke isimlerinin önünde the kullnılmaz.
Example:The Ramazan,The bursa şeklinde asla kullanılmaz.

WHAT IS THE TIME?/WHAT TIME IS IT?
Cevaba It is……kalıbı ile başlanır.
a)Saat başlarında:What time is it? 7.00
It is SEVEN o’clock.
b)Yarımlarda :Half kelimesi kullanılır.
What is the time? 8:30
It is HALF PAST eight.
c)What is the time:17.30
It is HALF PAST five.
What is the time?21.30
It is HALF PAST nine, pm
WHat is the time:10.30
It is HALF PAST ten,a.m

-*************
QUARTER:ÇEYREK
To quarter:çeyrek VAR
Past quarter:Çeyrek GEÇE
What time is it?8_45
I tis QUARTER TO nine,
What time is it?12_45
It is QUARTER TO one

What time is it?12_15
It is QUARTER PAST twelve.
What time is it?13_15
It is QUARTER PAST one.


What time is it?11_35

It is twenty-five TO twelve.
What time is it?14_40
It is twenty TO three.

What is the time?13_50
It is TEN TO Two.
What time is it?_18_05
It is FIVE PAST six.
What is the time?5_18
It is eighteen PAST five.

NUMBERS:
11:eleven
12:twelve
13:ThirTEEN
14FourTEEN
15:FifTEEN
16:SixTEEN
17:sevenTEEN
18:eighTEEN
19:nineTEEN
20:twenty
30:thirTY
40:ForTY
50:FifTY
60:sixTY
70:sevenTY
80:eighTY
90:nineTY
100:one -hunred


HOw MANY/HOW MUCH

How MANY(kaç tane) anlamında olup SAYILABİLEN isimlerle kullanlır.
Example:HOW MANY glasses are there in the table?(Masanın zerinde KAÇ TANE bardak var?)
Answer:There are 2 glasses on the table.

How many english books have you got?
I have got an english book.
How many students have they got in their school?
They have got 750 students .


HOW MUCH(Ne kadar) anlamında olup SAYILAMAYAN İsimlerle kullanılır.
Example:HOW MUCH money have you got?
I have got 250 pounds.
HOW MUCH sugar do you want ?
How MUCH water in the galss_?
How much butter Have we got?

*Sayılabilen isimlerle miktarın ÇOK olduğunu belirtirken MANY, AZ olduğunu belirtirken de A FEW kullanılır.
Example:HOW MANY trees are there in the garden?
THere Are MANY trees in the garden.(bahçede çok ağaç var)
HOW many cows have you got?
We have got A FEW cows.

*Sayılamayan isimlerle miktarın çok olduğunu belirtirken MUCH,as olduğunu belirtirken A LITTLE kullanılır.
How much coffe have you got?
We have got MUCH.

How much Money how you got?
I have got a little.






PARTS OF SPEECH / SÖZBÖLÜKLERİ
ingilizcede sekiz sözbölüğü vardır:
1. nouns - isimler (Örn. table, beauty, belen, army)
2. adjectives - sıfatlar (Örn. good, white, this, every, what, some, my)
3. pronouns - zamirler (Örn. you, he, this, each, himself, many)
4. verbs - fiiller (Örn. go, learn, have, write)
5. adverbs - belirteçler (Örn. quickly, badiy, now, here)
6. prepositlons - edatlar (Örn. in, on, under, across, since)
7. conjunctions - bağlaçlar (Örn. and, or, so, but)
8. interjections - ünlemler (Örn. Hey! oh! Heaven!)
NOUNS / İSİMLER
ingilizcede isimler dört gruptan birine girer.
1. common nouns • cins isimler (Örn. table, girl, radlo, shop)
2. proper nouns - özel isimler (Örn. Atatürk, İstanbul, the Aips)
3. abstract nouns - soyut isimler (Örn. beauty, joy, hope, hunger)
4. collective nouns - topluluk isimleri (Örn. class, group, family)
GENDER / CİNS
ingilizcede isimlerin dişi, erkek veya cinsiyetsiz oluşları Almanca, Fransızca dillerin-de olduğu gibi gramer bakımından değil gerçek anlamları île saptanır.
1. eri] cins (Örn. man = adam
2. father = baba,
boy = erkek çocuk)
2. dişil cins (Örn. woman = kadın, mother = anne
girl = kız)
3. cinsiyetsiz (Örn. table = masa, book = kitap, car = otomobil)
4. ortak cins 
(Örn. teacher = öğretmen, 
child = çocuk)
ı Bazı eril isimler, sonlanna ekler getirilerek dişil şekline sokulurlar.
actor (aktör) 

actress ( aktris)
hoşt (erkek ev sahibi) hostess (kadın ev sahibi)
waiter (erkek garson) waitress (kadın garson)
Bazı isimlerin eril ve dişil şekilleri vardır.
prince (prens) princess (prenses)
cock (horoz) hen (tavuk) 
boy (erkek çocuk) girl (kız çocuk) 
uncle (amca, dayı) 
aunt (hala, teyze) 
brother (erkek kardeş) 
sisler (kız kardeş)
son (oğul) daughter (kız evlat)
husband (eş, koca) wife (eş, karı) 
father (baba) mother (anne) man (adam) woman (kadın) lord (lord) 
lady (leydi) nephew (erkek yeğen) 
niece (kız yeğen)
widower (dul erkek) widow (dul kadın)

PLURALS / ÇOĞULLAR
1. Genel olarak bir ismin çoğul şekli sözcük sonuna eklenen -s île yapılır.
çat (kedi) cats (kediler) door (kapı) doors (kapılar) tree (ağaç) trees (ağaçlar)

2. Sonu -ss, -sh, -eh, -x ile biten isimler çoğulda -es ekini alır.

watch (saat) box (kutu) brush (fırça) glass (bardak) church (kilise) tomato (domates
watches (saatler) boxes (kutular) brushes (fırçalar) glasses (bardaklar) churches (kiliseler) tomatoes domatesler 

3. Sonu -o ile biten bazı isimler çoğulda sonuna -es alır.

tomato (domates) potato (patates) echo (yankı) hero (kahraman) negro (zenci)
tomatoes (domatesler) potatoes (patatesler) echoes (yankılar) heroes (kahramanlar) negroes (zenciler)

-o ile biten diğer isimler ise çoğulda yalnızca -s alır.

piano (piyano) photo (fotoğraf) studio (stüdyo) radio (radyo)
pianos (piyanolar) photos (fotoğraflar) studios (stüdyolar) radios (radyolar) '


4. Sessiz bir harfi izleyen -y ile biten isimler çoğul yapılırken bu -y harfi kaldırılan yerine -ies getirilir.
baby (bebek) bables (bebekler) city (şehir) cltles (şehirler)
lady (hanım) ladies (hanımlar)

Fakat kelime sonundaki -y harfinden önce sesli bir harf varsa sadece -s eklenir.
toy (oyuncak)
boy (erkek çocuk)
toys (oyuncaklar)
boys (erkek çocuklar)

5. Sonu -f veya -fe île biten isimler çoğul yapılırken bu harfler kalkar, yerlerine -ves konulur.
wife (karı)
knife (bıçak)
wolf( (kurt)
calf (buzağı)
shelf (raf)
thief (hırsız)
life (hayat)
half (yarım)
leaf (yaprak)
loaf (somun)

wives (karılar)
knives (bıçaklar)
wolves (kurtlar)
calves (buzağılar)
shelves (raflar)
thieves (hırsızlar)
llves (hayatlar)
halves (yarımlar)
leaves (yapraklar)
loaves (somunlar)

Yukarıdaki isimler dışında kalan ve sonu -f, -ef ile biten sözcükler sonlarına -s alırlar.

belief (inanç)
cllff (kayalık)

roof (dam)
beliefs (inançlar)
cliffs (kayalıklar)
roofs (damlar)

6. Birkaç isim, içlerindeki sesli harfler değişmek suretiyle çoğul olurlar.
man (adam)
woman (kadın)
foot (ayak)
mouse (fare)
tooth (diş)

men (adamlar)
women (kadınlar)
feet (ayaklar)
mice (fareler
teeth (dişler)

Bu gruba yakın aşağdaki iki isim sonuna -en alır.
Ox (öküz)
oxen (öküzler)
child (çocuk)
children (çocuklar)

7. Birkaç balık ve hayvan isminin tekil hali çoğul anlam da verir.
sheep (koyun)
fish (balık)
sheep (koyunlar)
fish (balıklar)
deer (geyik)
aircraft (uçak)
deer (geyikler)
aircraft (uçaklar)

8. Aşağıdaki isimler daima tekil halde olur, çoğulu olmaz.
advice (öğüt)
baggage (bagaj)
information (bilgi)
knowtedge (bilgi)
furniture (mobilya)
news (haber)

9. Çoğul görünümlü bazı isimler tekil bir anlam taşırlar, cümle içinde tekil bir isim
gibi kullanılırlar.
news (haber) 
summons (celp, çağrı)

10. Tekil görünümlü birkaç isim çoğul anlam taşır.
people (insanlar, halk) police (polisler)

11. İki parçadan meydana gelen bazı giyim eşyaları ile el aletleri daima çoğul halde bulunur ve cümle içinde çoğul bir isim olarak kullanılır.

trousers (pantalon)
clothes (giysi)
glasses (gözlük)
pyjamas (pijama)
spectacles (gözlük)
scissors (makas)

12. Çoğul görünümlü birkaç isim hem tekil hem çoğul anlamda kullanılabilir.

barracks (kışla)
means (olanak)
works (atelye)

barracks (kışlalar)
means (olanaklar)
works (atölyeler)

13. Bileşik isimler çoğul yapılacağı zaman genel olarak son sözcük çoğul hale getirilir.


bookease (kitaplık)
tooth brush (dişfirçası)
armchair (koltuk)

bookcases(kitaplıklar)
tooth brushes (diş fırçaları)
armchairs (koltuklar)

Bileşik isimde ilk sözcükler man veya woman ise her iki isim de çoğul yapılır.
manservant (erkek uşak) menservants (erkek uşaklar)
woman doctor (kadın doktor) women doctors (kadın doktorlar)

Edat ve belirteçle yapılmış bileşik isimlerde ilk isimler çoğul yapılır.

mother-ln-law (kaynana) mothers-in-law (kaynanalar)
passer-by (gelip geçen) passers-by (gelip geçenler)
father-in-law (kayınpeder) fathers-in-law (kayın pederler

Sonu -ful ile biten isimlerin çoğulu
-ful sonuna -s eklenerek yapılır.
handful (avuç doluşu) handfuls (avuç doluları)


ADJECTIVES / SIFATLAR

Sıfatlar, isimleri tanımlamak, onlar hakkında bilgi vermek, özelliklerini belirtmek için kullanılan kelimelerdir. Sıfatların türleri şöyledir:

1. descriptive adjectives / tanımlayıcı sıfatla
cold (so good (iyi)
bad (fena new (yeni)

old man (yaşlı adam) clever girl (akıllı kız)

2. demonstrative adjectives / işaret sıfatları

this (bu) these (bunlar
that (şu) those (şunlar
this house (bu ev) that chair (şu sandalye

3. distributive adjectives / üleştirme sıfatları

both (her iki) either (her bir)
each (her bir) nelther (hiçbir)
every (her)
each student (her bir öğrenci) 
either woman (her bir kadın dan her biri)


4. quantltlve adjectives / nicelik sıfatları
some (birkaç, biraz)
many (birçok)
few (birkaç, az sayıda)
forty (kırk)
ali (hepsi, bütün)
much (çok)
some money (biraz para) 
seven nurses (yedi hemşire)

5. interrogative adjectives / soru sıfatları

which (hangi) whose (kimin)
what (ne) 
whlch school (hangi okul) what book (ne kitabı)

6. possessive adjectives / iyelik sıfatları
my (benim) 
your (senin) 
his (onun - erkek için) 
your (sizin) 
her (onun - kadın için) 
Its (onun - cansız, hayvan için) 
our (bizim)
their (onların) 
*my watch benim saatim
*its door onun kapısı 

AGREEMENT
İngilizcede sıfatlar tanımladıkları ismin tekil, çoğul veya dişi, erkek oluşuna göre değişikliğe uğramazlar.

Small chairs küçük sandalye 
Small chairs küçük sandalyeler 
Cleverman akıllı adam

levervroman akıllı kadın

Position of adjectives / sıfatların yeri

A small key bir küçük anahtar
An old man bir yaşlı adam

Bir ismin önünde birden fazla sıfat varsa bunlar arka arkaya kullanılırlar.

small biack key küçük siyah bir anahtar
long heavy ruler uzun ağır bir cetvel 

Be,seem, appear, look gibi bazı fiillerden sonra kullanıldıklarında isimlerin önünde değil bu fiillerden sonra yer alırlar.

The key is small. Anahtar küçüktür.
The house seems new Ev yeni görünüyor. 
The man looks tired. Adam yorgun görünüyor.

Inner,outer, former, latter sıfatları sadece ismin önünde bulunurlar.

Inner tube iç lastik
Former times eski zamanlar

a-ile başlayan bir grup sıfat vardır ki bunlar da isimden sonra yer alırlar.

Afraid, ahead, alike, alive, alone, ashamed, asleep, awake, aware.
The girl was afraid. Kız korkmuştu.
The rabbits are alive. Tavşanlar canlıdır. 
He is alone. 0 yalnızdır. 

Adjectives used as nouns / isim olarak kullanılan sıfatlar 

İnsanların durumunu belirten good, bad, poor, rich, healthy, sick, living, dead gibi sıfatlar the tanımlığı kullanılarak çoğul anlamlı bir isim görevi yaparlar.

We must help the poor. Yoksullara yardım etmeliyiz. 
The old are usually patlent. Yaşlılar genellikle sabırlıdır. 

Formation of adjectives from nouns / isimlerden sıfat yapma 

isimlerden sıfat yapan başlıca ekler şunlardır: 
-y, -ly, -able, -an, -Ic, -ical, -ed, -ish, ilke, -ous, -al 
wind (rüzgar) windy (rüzgarlı) 
friend (arkadaş) friendiy (arkadaşça) 
child (çocuk) childish (çocuksu) 
fame (ün) famous (ünlü) 
music (müzik) musical (müzikal)
America (Amerika) American (Amerikalı

formation of negative / olumsuz yapma

Sıfatlara bazı önekler veya senekler ilave edilerek olumsuzluk anlamı verilir . 
un-, in-, im-, ir-, iI, - dis önekleriyle -less sonekidir. 
happy (mutlu) unhappy (mutsuz) 
pleasant (hoş) unpleasant (hoş olmayan) 
accurate(doğru) inaccurate (yanlış)
possible (mümkün) impossible (mümkün olmayan) patient (sabırlı) İmpatlent (sabırsız) 

regular (düzenli) irregular (düzensiz) 
resistible (dayanılabilir) irresistible (dayanılmaz) 
legal (yasal) illegal (yasadışı) 
logical (mantıklı) lllogical (mantıksız) 
honest (dürüst) dishonest (dürüst olmayan) 
agreeable(hoş) disagreeable(hoş olmayan)

-less sontakısı genellikle ful île biten sıfatlarda bu takının yerini alarak sıfata olumsuz bir anlam verir.

olumsuz ve soru halindeki cümlelerde some yerine any kulları

useful (yararlı)
povverful (güçlü)

useless (yararsız)
powerless (güçsüz)

Some quantitive adjectives / bazı nicelik sıfatları

a, one

Türkçeye her ikisi de "bir" kelimesi ile çevrilen a ve one kelimeleri pek az yerde birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Bunlar, zaman, mesafe, ağırlık birimlerinin söylendiği yerlerdir.


a pound bir libre
one pound bir libre
a month bir ay
one month bir ay

She bought a kilo of tomatoes. 
* Bir kilo domates aldı.
She bought one kilo of tomatoes. 
*Bir kilo domates aldı.

***Bunun dışında a ve one ayrı yer ve anlamlarda kullanılan ikikelimedir, one bir adet, birden fazla değil anlamında sayısal bir birim gösterir.
A ise aynı tür şeylerin içinden herhangi birinin sözü edilirken kullanılır.

Give me a book.
* Bana bir kitap ver. (herhangi bir kitap )
Give me one book.
*Bana bir kitap ver.(Bir adet kitap)

*** Bir olayın olduğu belli bir zamanı belirtmek için zaman kelimesi önünde a yerine one kullanılır.

One day an old man came.
Bir gün yaşlı bir adam geldi.

Some,any

"Biraz, bir parça; birkaç, bazı" anlamlarına gelen some genel olarak olumlu cümlelerde kullanılır.
Sayılabilen ve sayılamayan isimler önünde yer alabilir. 
some pencils birkaç kalem
some sugar biraz şeker

Give me SOME butter. 
*Bana BİRAZ tereyağı ver.
She has SOME friends in İzmir. 
*İzmir’de BİRKAÇ arkadaşı var.

***OLUMSUZ ve SORU HALİNDEKİ CÜMLELERDE SOME yerine ANY KUKULLANILIR:

She drank some water. Biraz su içti.
She didn't drink any water. Biraz su içmedi. (Hiç su içmedi.)

***Any ile yapılan soru ve olumsuz cümlede any karşılığı olarak yerine "hiç" kullanmak daha uygun olur.
She didn't eat any bread. Hiç ekmek yemedi.
We can't read any books. Hiç kitap okuyamayız.

Hardly, scarcely gibi olumsuzluk anlamı veren sözcüklerin bulunduğu cümlelerde de any kullanılır.

We have hardly any money. 
Hemen hemen hiç paramız yok.

***Soru halindeki cümlelerde de genel olarak any kullanılır.

Have you any money? Hiç paran var mı?
Has she any books? Onun hiç kitapları var mı?


***Fakat soru bir davet veya istekse bu durumda soru cümlesinde SOME yer alır.
Would you ilke some milk? Biraz süt ister misiniz?

*Bir soruya "evet" cevabı verileceği umulduğunda da soruda soruda SOME kullanılır.

Is there some water in the bottle? 
Şişede biraz su var mı?

no (not any)

***Bir sıfat olarak kullanılan no olumlu bir cümlede ismin önüne gelerek o cümleyi olumsuz yapar.

l have some pencils. Birkaç kalemim var.
l have no pencils. Hiç kalemim yok.

*** Bir cümledeki not any yerine no kullanılarak aynı anlam verilebilir.Bu durumda cümle olumlu hale gelmiş yani fiil olumlu bir cümlede bulunacağı şekli almış olur.

She hasn't any sisters. Hiç kız kardeşi yok.
She has no sisters. Hiç kız kardeşi yok.

There aren't any books on the 
*Masanın üstünde hiç kitap yok.
table. 
There are no books on the table. Masanın üstünde hiç kitap yok.
Ted didn't drink any coke. Ted hiç kola içmedi.
Ted drank no coke. Ted hiç kola içmedi.

Else's

Someone, somebody, anyone, anybody, no one, nobody kelimeleri else's ile bir iyelik sıfatı oluştururlar.

someone else's pen başka birinin kalemi
They gave her someone else's passport. 
*Ona başka birinin pasaportunu verdiler.
This is somebody else's umbrella. 
*Bu başka birinin şemsiyesi.

another, other

Another tekil bir anlam taşır ve tekil isimlerin önünde kullanılır. 

Give me another glass. Bana başka bir bardak ver.

Other çoğul isimlerle kullanılır.

Other cameras are expenslve. 
*Diğer fotoğraf makineleri pahalıdır.


each,every

Bu kelimeler, bir topluluk veya grup içindeki tek şeyi gösterir, bu nedenle tekil bir anlam taşır ve isim ve fiilin tekil haliyle kullanılır.

Each student is ready. Her bir öğrenci hazırdır.

Every girl is pretty. Her bir kız güzeldir.

all
"Bütün, hepsi" anlamındadır ve bir grubun veya şeyin tümünü belirtir. 
All animals are useful. Bütün hayvanlar yararlıdır.

I have spent all my money.
*Bütün paramı harcadım.

EITHER
***İki şey veya kişiden "herhangi biri" demektir.

Either man can do the job.
You can take either book.
*HER BİR adam (İKİ ADAMDAN HER BİRİ) işi yapabilir.
You can take EITHER book?
*İki kitaptan herhangi birinini alabilirsin.

NEITHER 

iki şeyden veya kişiden "hiçbiri" demektir.

Neither story is interesting.
*HİÇBİR hikaye (İKİ HİKAYEDEN HİÇBİRİ) ilginç değildir.
Neither man came.
*Hiçbir adam(İKİ ADAMDAN HİÇ BİRİ) gelmedi.

BOTH 
"Her iki" anlamındaki bu kelime çoğul isimlerle kullanılır.
Both houses are old. 
*HER İKİ ev eskidir.
Both children are in the garden. 
*HER İKİ çocuk bahçededir.

MANY

"Çok" anlamına gelen bu kelime sayılabilen çoğul isimlerin önünde bulunur.Genelilkle soru ve olumsuzda kullanılır.

Are there many students in the
garden?
*Bahçede ÇOK öğrenci var mı?
They didn't bring many letter.
*ÇOK mektup getirmediler.

***Many cümlenin öznesi olduğu zaman OLUMLU cümle içinde yer alabilir.
Many vegetables are good as medicine.
BİRÇOK sebze ilaç olarak yararlıdır.

MUCH

"Çok" anlamına gelen bu kelime sayılamayan tekil isimlerin önünde bulunur.Genellilkle soru ve olumsuzda kullanılır.

Is there much sugar in your tea?
*Çayında ÇOK şeker var mı?
Did they give them much money?
*Onlara ÇOK para verdiler mi?

Much özellikle so ile kullanıldığında OLUMLU cümle içinde bulunabilir.
We spent so much time. Pek ÇOK vakit harcadık.


***Much yerine a great deal of da kullanılabilir.

She bought a great deal of milk. Çok süt aldı.
Did she buy much milk? Çok süt aldı mı?
She didn't buy much milk. Çok süt almadı.

A LOT OF

"Çok" anlamına gelen bu kelime grubu ya sayılabilen çoğul ya da sayılamayan tekil isimlerin önünde bulunur.
Genellikle olumlu cümlelerde kullanılır; soru ve olumsuzda yerine duruma göre many veya much gelir.

She has a lot of books.
* Çok kitabı var.
She hasn't many books.
*Çok kitabı yok.
Has she many books?
*Çok kitabı var mı?
There is a lot of oil in the can.
*Kutuda çok yağ var.
Is there much oil in the can?
*Kutuda çok yağ var mı?
There isn't much oll in the can.
Kutuda çok yağ yok




A LITTLE

"Biraz" anlamındaki bu söz, sayılamayan tekil isimlerin önünde bulunur;

Give me a little time.
* Bana biraz zaman ver.
l put a little sugar in my tea.
Çayıma biraz şeker koyarım.

A FEW

"Birkaç" anlamındaki bu söz, sayılabilen çoğul isimlerin önünde bulunur. Sayıca az bir miktarı gösterir.
l have a few friends in izmir.
* izmir'de birkaç arkadaşım var.
They bought a few toys for the children.
* Çocuklar için birkaç oyuncak
aldılar.
LITTLE
"Az, yeterinden az" anlamındaki bu kelime, sayılamayan tekil isimlerin önünde bulunur.

We've got little time.
(Çok) az vaktimiz var.
He had liftle petrol in the tank.
Depoda az benzini vardı.




FEW

"Az, yeferinden az" anlamındaki bu kelime , sayılabilen çoğul isimlerin önünde bulunur.

There are few books for children in this library. 
*Bu kütüphnede çocuklar in az (neredeyse yok) kitap var. 
l have few friends in İzmir. 
*İzmir’de az (neredeyse yok) arkadaşım var.

Sıfatlarla one(s) kullanımı 

Niteleme sıfatları ait oldukları isimler yerine One(s)
ile kullanılarak isimler kaldırılabilir.
Ancak bu durumda, sözü edilen şeyin önceden geçmiş ve biliniyor olması gereklidir.

There are some handkerchieves over there. Take the blue one.
*Orada birkaç mendil var.Mavisini al.
l want two kilos of apples. Please give me the big ones. 
*İki kilo elma istiyorum.lütfen bana irilerini ver.

COMPARISON OF ADJECTIVES / SIFATLARIN KARŞILAŞTIRILMASI

Sıfatlar üç tür karşılaştırma derecesinden birinde bulunur.

1. Positive degree / olumlu derece

Sıfat ya da belirtecin yalın biçimine olumlu derece denir.
young (genç) long(uzun)
big (büyük) beautiful(güzel)

2. Comparative degree / üstünlük derecesi

***Bir şahıs veya şeye ait sıfatın, başka bir şahıs veya aynı sıfattan DAHA ÜSTÜN olduğunu belirtmek için kullanılan derece şeklidir.Bunu yapmak için kısa bir sıfata –er,iki heceden daha uzun sıfata more getirilir.

younger (daha genç)
more expensive (daha pahalı)

3. Superlative degree / enüstünlük derecesi

İkiden çok şey ya da kimseyi karşılaştırırken EN ÜSTÜNLÜK DERECESİ kullanılır.Bunu yapmak için kısa bir sıfata -est, iki heceden daha uzun sıfata MOST getirilir.Ayrıca sıfatın önüne the konulur.

The longest(en uzun) the youngest(en genç)
The MOST expensive(en pahalı) 
The MOST beautiful(En güzel)

Sonu -y ve -er île biten sıfatlar -er, -est alır. 

Clever akıllı
cleverer daha akıllı 
the cleverest en akıllı old yaşlı old yaşlı 

pretty güzel 
Pretier daha güzel
theprettiest en güzel

-ful ve -re île biten sıfatlar genellikle more, most alır.

doubtful şüpheli 
more doubtful daha şüpheli 
the most doubtful en şüpheli 

hopeful ümitli
more hopeful daha ümitli
the most hopeful en ümitli

obscure müphem 
more obscure daha müphem 
the most obscure en müphem

Bunun dışmda, aşağıdaki sıfatlar hem -er, -est hem de more, most ile kullanılabilir.

common simple narrow
pleasant feeble polite
cruel noble 
handsome able

Bazı sıfatların üstünlük ve en üstünlük dereceleri belirttiğimiz kurallar uyarınca yapılmaz. Bunların bu dereceler için ayrı şekilleri vardır. 

good iyi bad kötü 
better daha iyi worse daha kötü 
the best en iyi the worst en kötü

much çok many çok
more daha çok more daha çok
the most en çok the most en çok



far uzak little az
farther daha uzak less daha az 
the farthest en uzak the least en az

old yaşlı old yaşlı
older daha yaşlı elder* daha yaşlı 
the oldest en yaşlı the eldest* en yaşlı 
*Bunlardan ELDER ve ELDET aile içindeki bireylerin karşılaştırılmasında kullanılır.

a. Comparison of equality / eşitlik karşılaştırması 

Bir sıfata eşit derecede sahip olunduğunu gösteren eşitlik karşılaştırılmasında sıfat EKSİZ olarak iki AS arasına konulur. 

as high as ... kadar yüksek 

The wall is as high as the tree.
*Duvar, ağaç kadar yüksektir.
Mary is as old as Ali. 
*Mary, Ali kadar yaşlıdır
She is as clever as your son. 
*0, oğlun kadar akıllıdır 
Is Tom as tall as his father? 
Tom, babası kadar uzun mudur? 

Bu tip cümlelerin olumsuz şeklinde, as... as yerine so ... as de kullanılabilir. 

Your bag is as heavy as mine. 
Senin çantan benimki k adar ağırdır. 
Your bag i s not as heavy as mine. 
Senin çantan benimki k adar ağır değildir. 
Your bag is not so heavy as mine.
Senin çantan benimki kadar ağır değildir. 
b. comparison of inequality / eşitsizlik derecesi 
smaller daha küçük
smaller than ... -den daha küçük 

more expensive daha pahalı 
more expensive than … -den daha pahalı

She is shorter than my sister. 
0, kız kardeşimden daha kısadır.
She is more beautiful than my sister.
0, kız kardeşimden daha güzeldir. 
A tower is higher than a house. 
Bir kule,bir evden daha yüksektir. 
Thewaiter is morecareful than your son. 
Garson senin oğlundan daha dikkatlidir.

c. superlative degree / enüstünlük derecesi

Bu karşılaştırma şeklinde cümle içinde çoğu zaman in veya of bulunur.

the shortest en kısa
the shortest in/of... ... içinde en kısası
the most interesting en ilginç
the most interesting in/of... ... içinde en ilginci
This is the shortest of my dresses. 
* Bu elbiselerimin en kısasıdır.
Harry is the politest waiter in this restaurant
* Harry bu lokantada en kibar garsondur.

Ayşe is the most beautlful girl in this village.
*Ayşe bu köyde en güzel kızdır.
This is the happiest day of my life. 
*Bu hayatımın en mutlu günüdür.
Is this the oldest church in Rome? 
*Bu Roma'da en eski kilise midir?



Artışlı sıfatlar

Bir sıfatın gittikçe artışını göstermek için bu sıfatın üstünlük şekli aralarında and olmak üzere iki kere söylenir. 

The water is getting hotter and hotter. 
Su gittikçe sıcaklaşıyor. (Daha sıcak oluyor.) 
The weather is getting colder and colder.
Hava gittikçe soğuyor. 
önüne more alan uzun sıfatlarda sıfatın yinelenmesi yerine more yinelenir.
Your daughter will be more Kızınız gittikçe daha güzel
and more beautiful. olacak.
than ve as'den sonra zamir ve yardımcı fiil
Than ve as'den sonra şahıs zamiri geliyorsa genellikle bunu takiben cümlenin fiili
tekrarlanır. Ancak you veya l zamirleri varsa fiil atılabilir.
Gül has more money than he has. Gül'ün ondan daha fazla parası var.
We are as rich as they are. Onların olduğu kadar zenginiz.
He is stronger than you.' O sizden daha kuvvetlidir.
He has more money than l. Onun benden daha çok parası var.

PREPOSITIONS / EDATLAR

İlgili oldukları isim ve zamirlerin önünde bulunan, onların cümledeki diğer kelimelerle ilişkisini gösteren kelimelere edat deir.

Zaman gösteren edatlar

At tam bir zaman noktası göstermek için kullanılır.

at nine dokuzda
at night geceleyin (bütün gece boyunca)
at Christmas Noelde (bütün Noel süresince)
We get up at seven o'clock. Saat yedide kalkarız.

in aylarla, mevsimlerle ve yıllarla kullanılır. 

in September eylülde 
in winter kışın
in 1995 1995’te

*** Günün şu bölümlerini gösterir.

in the moming sabahleyin
in the afternoon öğleden sonra
in the evening akşamleyin

On günlerle, tarihlerle kullanılır. 
on Friday cuma günü
on May 15th 15 mayıs günü

By "sırasında, o zamana kadar" anlamındadır. 
by two o'clock saat ikiye kadar
by midnight gece yarışma kadar 

From belli bir zaman başlangıç noktasını belirtirken söylenen "-den" karşılığı olarak kullanılır. Çoğu zaman aynı cümlede "-ye (kadar)" anlamında to veya until
(tlll) edatı da bulunur.

from morning till evening sabahtan aksama kadar
They wait in queues from seven to twelve 
Yediden on ikiye kadar kuyruklarda beklerler.

Since "•den beri" anlamıyla belli bir zaman noktasından o zamana kadar geçen süreyi belirtir.

since five o'clock saat beşten beri
since Tuesday salıdan beri 
We haven't seen each other since Easter
Birbirimjzi Paskalyadan beri görmedik.

For "için, sürece" anlamında kullanılır.

for five days beş gün süreyle, beş gündür 
for one hour bir saat süreyle


She has lived in London for two years. 
Londra'da iki yıl oturdu. (iki yıl süreyle )

During "sırasında, esnasında" anlamındadır. Belli bir zaman dilimini bildiren kelimelerle kullanılır.

during the war savaş esnasında 
during winter kışın, kış esnasında
l don't drink water during meals. 
* Yemek sırasında su içmem.

After "-den sonra" anlamındadır. Belli bir zaman noktasından sonrasını göstermek için kullanılır.

after eight sekizden sonra
after the lesson dersten sonra

on the chair
on my bed
He put the books on th
Bazı hareket ve gidiş şek
on foot
on horseback
Off "-den uzakta, •den w
offthetree
off the shore
Keep off the grass.
We'll get off the bus heı
Out of bir yerden dışarı
out of the garden
out of the kitehen
The girl walked out of tt
They ran out of the sho
Along "boyunca, uzunlu^
along the street
We raced along the rivcı
at ve in
At genel olarak küçük bir
lir.
athome
at the bus statlon
atvrork
in daha büyük yerlerde ol
in the fleld
in London

l have a cup of coffee after meals. 
Yemeklerden sonra bir fincan kahve içerim.

Before "-den önce" anlamındadır. Belli bir zaman noktasından öncesini gösterir.

before six altıdan önce 
before Monday Pazartesiden önce

Could we meet before next week? 
*Gelecek haftadan önce buluşabilir miyiz?

Yer ve Yön Gösteren Edatlar

From "-den, -dan" anlamıyla bir hareketin başlangıç noktasını belirtir.
From the table masadan
They're coming from the airport. 
*Havalimanından geliyorlar.
To "-ye, -ya" anlamındadır. Eylemlerin varış noktasını işaret eder.

to the street sokağa
They'll come to Turkey. /Türkiye'ye gelecekler.

At edatı bir nokta veya civarında oluşu gösterir.

at the the door kapıda
at the airport havaalanında
at the cinema sinemada

in kapalı veya sınırları belli bir şeyin içinde oluşu anlatmak için kullanılır.

in the room odada, odanın içinde
in the box kutuda, kutunun içinde
She Is sitting in the bedroom. 
*Yatak odasında oturuyor.
We'll swim in the sea.
* Denizde yüzeceğiz.


By bir taşıtla gidiş anlatılırken kullanılan "île" anlamındadır.
Bycar otomobille
by plane by plane
Okula trenle gideriz.
We go to school by traln.


On temas eder durumda üzerinde oluşu belirtir.
on the chair sandalyenin üstünde
on my bed yatağımın üstünde
He put the books on the table.
*Kitapları masanın üstüne koydu.

Bazı hareket ve gidiş şekilleri on edatıyla anlatılır.
on foot yürüyerek, yaya
on horseback atla, at artında
'
Off "-den uzakta, -den uzağa, -den, -dan" anlamındadır.

off the tree ağaçtan
off the shore kıyıdan
Keep off the grass.
* Çimenden uzak durunuz.
We'll get off the bus here.
*Otobüsten burada ineceğiz.

Out of bir yerden dışarı çıkış ani atı l irken kullanılır.

out of the garden bahçeden dışarı
out of the kitchen mutfaktan dışarı
The girl vvalked out of the park.
*Kız parktan dışarı yürüdü.
They ran out of the shop.
*Dükkandan dışarı koştular.

Along "boyunca, uzunluğunca" anlamındadır.
along the street sokak boyunca 
We raced along tha river. Nehir boyunca yarıştık. 

At ve in

“At” genel olarak küçük bir yerde bulunuş, belli bir noktada oluş söylenirken kullanılır.
Athome evde
at the bus station durakta 
at work işte

“in” daha büyük yerlerde oluşu anlatırken kullanılır.
İn th field tarlada
in London Londra'da
in Thailand Tayland'da 

in kapalı veya belli sınırlar içinde olan bir yerde bulunuşu anlatır.

in the room odada
in the park parkta
They live in England. * İngiltere'de yasarlar. 
The hunters were in the forest. * Avcılar ormandaydılar.

in ve into
in bir yerde oluş veya bulunuşu gösterir, into bir şeyin içine hareket ediş ve girişi anlatır:

The pencil is in the box
*Kalem kutunun içindedir.
l'll put the pencil into the box 
*Kalemi kutunun içine koyacağım


on ve onto
On bir durumu veya bir şeyin üzerine doğru bir hareketi belirtir.

The key is on the table. 
*Anahtar masanın üstündedir.
Put the key on thetable
*Anahtarı masanın üstünekoy.

Onto ise yalnızca "üzerine, üstüne" anlamını verir. 

l llfted the girl onto the horse. Kızı atın üstüne kaldırdım. 

Across "bir tarafından karşı tarafına, çaprazlamasına" anlamında bir edattır.

across the river * nehrin bir kıyısından karşı kıyısına
across the street * caddenin bir tarafından karşısına
The boys swam across the river. 
Çocuklar nehrin bir kıyısından karşı kıyısına yüzdüler.

Down "aşağı doğru" anlamındadır.
down the road *yoldan aşağı doğru
down the hill * tepeden aşağı doğru 
The boats go faster down the river. 
*Kayıklar nehirde aşağı doğru daha hızlı giderler.


Round "etrafın(d)a, çevresin(d)e" anlamını verir.
round the world dünyanın etrafında
round my neck boynumda

The earth rotates round the sun. 
* Dünya güneşin etrafında döner.

Through bir şeyin içinden geçişi anlatırken kullanılan "içinden, arasından" anlamındadır.

through the chimney bacanın içinden
through thetunnel tünelin içinden
The river flows through Paris. 
*Nehir,Paris'in içinden akar.

Up "yukarı doğru" anlamındadır.
up the tree ağacın yukansına doğru
up the stairs merdivenlerden yukarı
We climbed up the mountain. 
* Dağın yukansına tırmandık.

Against "karşı" anlamında bir edattır. 
against the wind rüzgara karşı
against the law yasaya karşı
Your driving at this speed s against the rules.
*Bu hızda sürmeniz kurallara aykırıdır


SEVİYE GÖSTEREN EDATLAR 

Above "üstünde, daha üst seviyede" anlamındadır.
Above my head başımın üstünde
The plane is above the clouds. 
*Uçak bulutların üstündedir,

Over edatı da above ile aynı anlamdadır. Ayrıca, üstünde bulunduğu şeye dokunur durumda anlamını da verebilir. 
Above böyle bir anlam vermez.

I'll put a new table cloth over the table.
*Masanın üzerine yeni bir masa örtüsü koyacağım.

Over ayrıca bir hareketin bir şeyin üzerinden yapıldığını da anlatır.

We jumped over the stream. * Derenin üzerinden atladık.

Under "altında" anlamındadır. 

under the table masanın altında
He is sleeping under the tree. 
*Ağacın altında uyuyor.

Below edatı da under gibi "altında" anlamındadır. Ancak, under ile anlatılanda temas durumu mümkündür. Below ise temas etmeden altında oluşu anlatır.
The plane went below the clouds. 
Uçak bulutların altından gitti. 

Beneath de "altında" anlamındadır. Under ile eşanlamlıdır.

We found the money beneath the blanket. 
Parayı battaniyenin altında bulduk.

BULUNMA VEYA DURUŞ YERİNİ GÖSTEREN EDATLAR

Beside "yanında; yanına" anlamındadır.

She is sitting beside her husband. 
*Kocasının yanında oturuyor.

Behind "arkasında; arkasına" anlamında bir edattır.

We parked the car behind the station. Otomobili istasyonun arkasında park ettik

in front of üç kelimeden oluşan bir edattır. Anlamı "önünde"dir.

There is a blue car in front of your door. Kapınızın önünde mavi bir otomobil

Opposite "karşısında, zıddı" anlamındadır 
opposite the mosque caminin karşısında 
opposite our house evimizin karşısında

Between iki şey için kullanılır ve "arasında; arasına" anlamındadır.

Between the table and the door 
*Kapı ve masa arasında.
There s a big tree between the house and the wall. *Evle duvar arasında büyük bir ağaç var.

Among ikiden çok şey için kullanılır ve "arasında, aralarında; arasına, aralarınna"' anlamındadır.

among the flowers çiçeklerin arasında 
We built a hut among the trees. 
*Ağaçlar arasında bir kulübe yaptık.

Near "yanında; yanına" anlamındadır. 

Near the pub birahanenin yanında
Our house is near the station, 
* Evimiz istasyona yakındır.

Diğer Edatlar 

About "hakkında, dair" anlamındadır.

about this book bu kitap hakkında 
about us hakkımızda 

With "île" anlamım veren bir edattır.
with a screwdrlver tornavida ile
with me benimle 

Ancak with taşıtlarla bu anlamda kullanılmaz, onun yerine by kullanılır.

Igoto school with myfriends. 
*Okula arkadaşlarımla giderim.
l go to school by bus. 
*Okula otobüsle giderim.

With edatı ayrıca, "-si olan, -lı,-li” ekleriyle belirtilebilecek sahiplik gösteren bir anlam da verir.

with red hair kızıl saçlı
with one arm tek kollu

without "-siz, -siz, olmaksızın" anlamındadır.

without a coat ceketsiz
l can't do without you. Sensiz yapamam.

Except "dışında, hariç" anlamındadır.
Everybody came except Helen. 
* Helen hariç herkes geldi.

Like "gibi" anlamında bir edattır. 
ilke the others diğerleri gibi
like this bunun gibi
Your house is like a palace. 
* Sizin eviniz bir saray gibidir.

Nesnelerle to/for

"Neyi, kimi" sorularına cevap veren nesnelere, düz nesne; "neye, kime, ne için, kim için" sorularına cevap veren nesnelere ise dolaylı nesne denir.

The teacher gave the book to me. 
*Öğretmen kitabı bana verdi.
The teacher gave me the book. Öğretmen kitabı bana verdi.
Cümlelerinde the book düz nesne, me, to me dolaylı nesnedir.

Dolaylı nesnenin yerini değiştirmek suretiyle to edatının atılması başlıca şu fiillerle olur:
take, tel, sell, send, pay, give, bring

She told a story to the children. 
*Çocuklara bir hikaye anlattı.
She told the children a story. 
Çocuklara bir hikaye anlattı.

We'll sell our furniture to them. 
* Mobilyamızı onlara satacağız.
We'll sell them our furniture. 
Mobilyamızı onlara satacağız.

Dolaylı nesnenin yerini değiştirmek suretiyle for edatının atılması başlıca şu fiillerle olur:
buy, get, keep, leave, make, order, bulid, cook, find.

She bought an umbrella forAnn. 
* Ann için (Ann'a) bir şemsiye aldı.
She bought Ann an umbrella. 
* Ann'a bir şemsiye aldı.
We'll find a hotel for the tourists. 
* Turistler için bir otel bulacağız.
We'll find the tourists a hotel. 
* Turistlere bir otel bulacağız.

Edatlarla kullanılan bazı fiiller ve sıfatlar

To alan bazı fiiller: Call, complain, explain, say, speak, talk, whisper, suggest, shout fiilleri ile hitap edilen kişileri gösteren kelimeler önüne to getirilir.

What did she say to you? Sana ne dedi?
We'll explain everything to them. Onlara her şeyi açıklayacağız.
She talked to her husband. Kocasıyla konuştu.

To edatı according, accustomed, due, owing, used île kullanılır.
According to the new rules you can't play ilke this.
*Yeni kurallara göre böyle oynayamazsınız.
She isn't accustomed to cold weather
* Soğuk havaya alışık değildir.

Of île kullanılan bazı fiiller: dream, consist, get rid, accuse, remind, think.

She always thinks of her son. Hep oğlunu düşünür.
He dreams of his happy childhood. Mutlu çocukluğunu hayal eder.

Of edatı afraid, ashamed, aware, capable, fond, suspicious, tired île kullanılır.

l'm afraid of walking in dark streets.
* Karanlık sokaklarda yürümekten Korkarım. 
Are you aware of their absence?
*Onların yokluğunun farkında mısın?

in ile kullanılan bazı fiiller: belleve, succeed 
Do you believe in their ability?
* Onların yeteneğine inanıyor musun?
She succeeded in the first exam.
*ilk sınavda başarılı oldu.

On ile kullanılan bazı fiiller: depend, insist, live, rely
They all depend on me.
* Hepsi bana muhtaçtır.
The natives live on fruit only.
Yerliler sadece meyveyle yaşarlar.

For ile kullanılan bazı fiiller: apologize, ask, beg, apply, hope, wait
They appiled for a betler job.
* Daha iyi bir iş için başvurdular.
He asked for some chocolates.
Biraz çikolata istedi.
We hope for rain.
Yağmur bekliyoruz.

For edatı anxious, fit, ready, sorry ile kullanılır.

She is ready for the examination. Sınava hazırdır.
The woman is anxious for her money.
*Kadın parası için endişededir.

With ile kullanılan bazı fiiller: quarrel, fight, argue, compare, deal, charge

He quarrels with his neighbours. 
*Komşularıyla ağız kavgası eder.
Don't fight with your friends. 
*Arkadaşlarınla kavga etme.
l can't compare this dictionary yours.
Bu sözlüğü seninki île karşılaştıramam.

Edatın cümle sonuna konulması 

Önünde bir «edat olan soru sözcükleriyle yapılmış sorularda edat cümle sonuna alınabilir. 
To whom did you write? Kime yazdın? 
Who did you write to? Kime yazdın? 
To whom are you calling? Kime sesleniyorsun?
Who are you calling to? Kime sesleniyorsun? 





TENSES IN ENGLISH

SIMPLE PRESENT TENSE(do/does)/GENİŞ Z.
Doğruluğu her zaman için geçerli olan,değişmeyen olgularda,önceden başlanılan,halen devam eden ve devam edecek ve belli bir düzende(time table) alışkanlıklarda kullanılır.Her gün yaptığımız alışkanlıklarda kullanılır.Naturel truths(doğal gerçeklerde) kullanılır.
I like milk too much.
(+)You play tennis every weekend.
(-)You do not play tennis every weekend.
(?)Do you play tennis every weekend?
Answers
Yes,I do/No,I do not
(-?)Do not you play tennis every weekend?
Soru kelimesiyle geniş zamanlı cümle:
WHAT time does she get up?
She getS up at 8_00 o’clock.

FREQUENCY ADVERBS(SIKLIK ZARFLARI)
ALWAYS
OFTEN
USUALY
SOMETIMES
RARELY
SELDOM
NEVER
EVERY.......DAY
“ WEEKEND
“ YEAR

I always go
I often go
I usualy go
I sometimes go
I never go
I go to cinema EVERY- DAY
EVERY WEEK
EVERY WEEKEND
How often do you go to theatre?
I go to theatre every weekend.

ING ALMAYAN FİİLLER
Enjoy love
Hate remember
İnsist think
Know understand
Like want
TENSES IN ENGLISH
SIMPLE PRESENT TENSE (Geniş Zaman)
OLUMLU(POSITIVE) CÜMLELER
YAPI: Subject(özne) +Verb(fiil)+Object(Nesne)

I (do ) + get up + early
You ( do ) + get up + early
We (do ) + get up + early.
They (d o ) + get up + early


**********************************************
He (Ali) + getS up + early.
She (Ayşe) + getS up + early.
It (The cat) + getS up + early.

***************************************************
Ali DOES get up early.
Ayşe DOES get up early.
The cat DOES get up early.
**********************************************

SORU () CÜMLERİ

YAPI: DO /DOES +Subject + Verb1 + Object
Do + you + get up + early?-Erken kalkar mısın?
DO +I +get up + early?
Do +we +get up +early?
Do + they +get up +early?


DOES + he +get up +early?
DOES + she +get up +early?
Does+ it + get up early_?



Olumsuz(Negative) CÜMLELER

YAPI:Subject + Do/DOES+NOT +Verb1+object
I + Do not(do not)+ get up+early.
You+do not
We+do not
They +do not


He +DOES +not(does not)+get up +early
She+Does Not
It+Does not

BİR EYLEMNİN YAPILIŞ ZAMANINI SÖYLEME

When DOES the hospital open?(8.00-pm)
(WHEN DOES IT open?)

a)It (The hospital) +openS +at 8.00 o’clock.
b) It DOES open at 8.00 0’clock.



WHAT TIME DO YOU GET UP ?(7.30)

I usually get up at HALF past seven.

WHAT TIME DOES Ali get up ?(8.15)
He usually getS up at quarter past eight.

What time film start?(10_45)
It startS at quarter TO eleven.

At,ON,In propositionsların KULLANIMI

*At(et)---de,da)Saat bildiren ifadelerin önünde kullanılır.example:At 4 o’clock(saat dörtte) gibi
The film starts at 11 o’clock.

*ON(-de,-da):Haftanın günleri ile kullanılır.
Example:On Monday,ON Tuesday gibi
We play football ON Saturday.
We DO Not g oto the school ON Saturday and Sunday.

***Weekdays(hafta içi) ON ile kullanılır.
The bank opens at 8 o’clock ON WEEKDAYS.

***WEEKEND(hafta SONU): at ile kullanılır.
Ali goes to Bursa AT WEEKEND.

***EvERY ile herhangi bir proposition kullanılmaz!
We (DO ) drink milk EVERY morning.

BİR nesneyi tanımlama
EKİL NESNELERİ TANIMLAMA:
What is THIS?(Pencil)
It is A pencil.

What is that?-------(glass)
It is a glass.

ÇOĞUL NESNELERİ TANIMLAMA

What ARE THESE?(books
THEy ARE bookS.

What are THOSE?------- (boks)
They are BookS.

Soru ve cevap ifadeleri
Is this AN apple?(apple)
Yes,It is AN apple.

Is that an orange?------ (lemon)
a)No,it is not AN orange,it is A lemon.
b)No,it is a lemon.

ARE THESE ballons?(Ballons)
Yes,They are ballons.

ARE THOSE umbrellas?-----flowers
No,They are not.They are flowerS.

***SAYILAMAN İSİMLER(milk,water,tea,cofee,sugar,salt ….)
tanımlanır sadece “is” yardmcı fiili kullamır “a”tanımlığı kullanılmaz.
Example:What is this(water)
It is water.n
**Sayılamayan isimler ölçü bildiren paket,bardak gibi ifadelerle kullanıldığında saylabilen isim olan paket,bardak a/an takısı alır.
Example:What is this?( a glas of water)
It is A glass of water.

What are these?(2 packets of butter)
They are 2 packets of butter.

BİR NESNENİN ÖLÇÜSÜNÜ SÖYLEME
DAĞ İÇİN:high
Göl,deniz,dere için:deep
Yol vb için:long
Eski kale vb için:old ifadelerinden yararlanılır.
Example:how high ararat mountain?
IT is 5200 metres.
*kesin olarak ölçüsünü bilemediğimiz zaman “about” ifadesini kullanırız.
Example:how deep Manyas lake?
It is ABout 1200(one thousand and 2 hundres metres) 

BİR ŞEYİN RENGİNİ BELİRTME
WHAT COLOUR is the grass?
İt is green.
What colour your hair?
İt is black.



Long:uzunluk
Tall :uzunluk
Old:eski
Heigh:yükseklik
Weight:kilo

BEĞENİ/BEĞENMEME BELİRTME

What do you think of my computer?
I like it. Or I do not like it.şeklinde uygun olan cevaplardan biri verilir.
What do you thinf that flower?
It is nice.

What do you think of your mother?
I love HER.
What do you think of milk?
I do not like it.
What do you think of honey?
I like it.
What do you think of your girlfriend?
I Love her.

DO YOU LIKE …………SEVER MİSİN?
Do you like tea?
Yes, i like tea.
DO you like coffee?
No, i do not like coffee.

BEĞENME DERECESİNİ BELİRTME
What do you think of rose?
I like it very much.

What do you think of flies?
I do not like them at all.
Or I HATE them.

TERCİH BİLDİRME
----PREFER-----
I PPREFER coffee TO milk.
He PreferS coke TO tea.
She PreferS folk music TO art music.


PRESENT CONTİNİOUS TENSE(İNG)/ŞİMDİKİ ZAMAN........................................................................

KULLANIM:a) at the time of speaking(Konuşma esnasında)
e.g:We are havING an exam.
b)around the time of speaking(konuşma zamanı çevresinde)
e.g:m readING an interesting novel NOWADAYS.
c)For a particular period(belirli bir dönem için)
e.g.:Betül is hardworking student but she is not studyING THIS TERM.
I work in the evenings but this evening I’M not working. 
Where do you live/stay?
Where are you staying(Nerede kalıyorsun/Arkadaşımda kalıyorum )

FOR A PARTICULAR PERIOD İLE KULLANILAN ZAMAN ZARFLARI
This week
This month
This term
This season
This morning
Year
Today
d)Yakın ve kesin gelecekten bahsederken de şimdiki zaman kullanılır.
e.g:what are you doing tonight?
I’m studyING.

FUTURE TENSE
**Planlamış olmak ile söz vermiş olmak aynı şey değildir.
e.g:I promise,I will come back.

SIMPLE PAST TENSE(DİD)/GEÇMİŞ Z.
Geçmişte olmuş bitmiş olayları anlatırken kullanılır.
(+)he did his homework.
(-)He didn’t do his homework.
SIMPLE PAST İLE KULLANILAN ZAMAN ZARFLARI
Yesterday
Last year
Last month
Last week
Last weekend
Two years ago
Two days ago
A year ago

PRESENT CONTINIOUS TENSE

*Şimdiki zaman kalıbı ile tomorrow(yarın),tonight(bu gece),today(bugün) veya belli bir gün adı kullanılarak GELECEĞE YÖNELİK KISA SÜRELİ EYLEMLERİ belirtiriz.
Example: I am go ing to Balıkesir ON Friday.
She is going to İzmir,tomorrow.
GENİŞ ZAMANDA KULLANILAN SIKLIK ZARFLARI
*Sıklık zarflarının cümledeki yeri ÖZNEDEN sonradır.
always:daima:I always go to the cinema.
Usually=generaly:genellikle
She usually getS up early.
Often:sık sık:He OFTEN readS story boks.
Rarely:nadiren:They RARELY play basketball on SAturday.
Sometimes:bazen:I SOMETIMES g oto theatre.
Every:her:Students goto school Everyday.


Never:asla,hiç:He NEVER smokes cigarettes.

Özel filer
Sahip olmak anlamında kullanılan HAVE/HAS cümleye ESAS FİİL olarak girdiğinde “YEMEK yemek,İçmek” anlamlarını ifade eder.
Example:She eats fish every weekend.
=She HAS fish every weekend.

I drink tea every morning.
=I HAVE tea every morning. 
* breakfas(sabah kahvaltısı),lunch,diner kelimeleri Have/has ile birlikte kullanılır.
Example:He HAS breakfast every morning.
WE HAve dinner at 8 oclock every evening. 


PRESENT PERFECT TENSE(YAKIN GEÇMİŞ ZAMAN)
*Geçmişte yapılmaya başlanmış ve halen devam eden veya kısa bir süre önce sona ermiş eylemleri ifade ederken kullanılır.
WHERE HAS SHE GONE?(o,nereye gitti?)
YAPI:
I 
You have+v3
We
they


He
She has+v3
It



Example:Where have you been?
I have been to the cinema.(sinemadaydım.)
Where has she been?
She Has been out to lunch.(öğle yemeği için dışarıdaydı)
SORU CÜMLESİ
Yapı:HAVE/HAS +subject +V3 +Object
HAVE +you +eaten +the lunch?
Yes,I have eaten the lunch.
JUST VE ALREADY’nin KULLANIMI(+ olumlu cümlelerle kullanılır.)
*Eğer belirtilen eylemin ÇOK KISA süre önce olduğunu belirtiyorsak Have/has ile asıl fiil arasına JUST ifadesi getirilir.
Example:I have JUST eaten the lunch.
*Yapılan eylemin üzerinden belli bir süre geçtiğini ifade etmemiz gerekiyorsa;Hava/has ile asıl fiil arasına ALREADY(zaten/çoktan) ifadesi getirilir.
*Akşam yemeğini yerken o kişinin evine misafir geldiğindeev sahibi misafiri sofraya davet ettiğinde misafir belli bir süre önce akşam yemeğini yemişse aşağıdaki şekilde konuşma gerçekleşir.
A:Have you eaten the dinner?
B:Yes,I have ALREADY eaten the dinner.

-YET (HENÜZ) kullanımı(Olumsuz cümlelerle kullanılır.)Cümlenin en sonunda kullanılır.
Example:I have not visited her,YET.(Onu,henüz ziyaret etmedim)
He has not come home,YET.
STILL (HALA)I have waited my quest since an hour.He STILL has not come.
SINCE(-den beri)
*Cümle sonunda, belli bir an ve tarih ifadelerinin önünde kullanılır.
*When have you been to İzmir?
I have been to Izmir SINCE 1980.
She has waited him at Ömer Seyfettin Square SINCE 20 minutes.
FOR(-dir)(Cümle sonunda belli bir zaman diliminden bahsedildiği durumlarda kullanılır.
Example:I have taught FOR 17 years.
He has not read her book FOR 3 days.
They have waited us FOR an hour.
We have learnt English FOR 10 days.

The FUTURE TENSE(Gelecek Zaman)

-Gelecekte yapılması,olması beklenen durumları ifade ederken kullanılan zamandır.Bütün öznelerle “will” yardımcı fiili kullanılır.

YAPI:Subject + will+ V1 + Object
He +will +buy + a new car,next year.
I + will +go +to LOndon.

*will”yardımcı fiilini” ‘ll” ŞEKLİNDE KISALTILMIŞ OLARAK DA KULLANILIR.
Example:We will arrive tomorrow.
We’ll arrive ,tommorrow.

OLUMSUZ CÜMLE
Subject + will+not +V1 +Object
(Won’t)

He will not +buy a new car,next year.

SORU CÜMLESİ:
Will yadrdımcı fili başa alınarak soru cümlesi oluşturulur.

WILL+Subject+V1+Object?
WILL+she+g oto London tommorow?
Yes,she will /No she won’t

GELECEK ZAMAN İLE İLGİLİ ZAMAN ZARFLARI

Tomorrow:yarın: I will be scholol tomorrow.
Next:gelecek :They will build a new house next yearr
Later:sonra,daha sonra:I will call you, later
in…(…içinde):Example:I will be Gönen “in a week.”
Tonight:bu gece:he will g oto cinema tonight
Today:bugün :we will go for a picnic,today
This…(…bu):He will visit you this evening.

PRESENT CONTINUOUS / ŞİMDİKİ ZAMAN

Biçim

Olumlu
l am working / l'm working
you are working / you're working
he is working / he's working
she is working / she's working
it is working / it's working
we are working / we're working
you are working /you're working
they are working / they're working

Olumsuz
l am not working / l'm not working 
you are not working / you aren't working 
he is not working / he isn't working 
she is not working / she isn't working 
it is not working / it isn't working 
we are not working / we aren't working 
you are not working / you aren't working 
they are not working / they aren't working 

Soru Olumsuz Soru 
am l working? Aren I working?
are you working? Aren’t you working?
is he working? isn't he working?
is she working? isn't she working?
is it working? isn't it working?
are we working? Aren’t we working?
are you working? Aren’t you working?
are they working? Aren’t they working?


Kullanım
| 
1. Sözün söylendiği anda devam etmekte olan eylemleri anlatmak için kullanılır.

ÖRNEKLER:She is writtING a letter now. 
Şimdi bir mektup yazıYOR.
We are watchING television. 
Televizyon seyrediYORUZ:

2. Sözün söylendiği anda yapılıyor olmasa bile o sıralarda yapılmasına devam edilen eylemleri anlatmak için kullanılır.
ÖRNEKLER:l am learnING English. 
İngilizce öğreniYORUM.
She Is reading a novel. 
Bir roman okuYOR.

3. Yakın bir gelecekte yapılması planlanmış eylemler çoğu zaman ŞİMDİKİ ZAMAN ile anlatılır.Bu cümleler içinde TODAY,TONIGHT,THIS EVENING,TOMORROW gibi 
kelimelere yer verilir,
ÖRNEKLER:We are going to London tonight. 
Bu akşam Londra’ya gidiYORUM.
What are you doing today
Bugün ne yapıyorsun?
She is leaving tomorrow. 
Yarın akşam ayrılıYOR.
Is she coming with you tonight? 
Bu akşam sizinle geliyor mu?
We're changing the curtains TOMORROW. 
Perdeli yarın değiştiriYORUZ.

PRESENT SIMPLE / GENİŞ ZAMAN
Biçim

Olumlu Olumsuz

l work I do not work / l don't work
You work You do not work / you don’t work
We work We do not work/We don’t work 
They work They do not work/they don’t work.

he works he does not work / He doesn’t work
she works she does not work / she doesn’t work
It works It does not work/It doesn’t work.

SORU OLUMSUZ SORU
do l work? don’t I work?
you do not work don’t you work?
he does not work don't we work?
she does not work don't they work?
İt does not work doesn't he work?
we do not work doesn'tshework?
you do not work doesn't it work?
they do not work 

Kullanım

1. Her zaman yapılan, tekrarlanan eylemleri gösterir.

The sun rises in the east. Güneş doğudan doğar.
l smoke twenty cigarettes a day. Günde yirmi sigara içerir.
We usualiy go to Bodrum in Biz genellikle Bodrum'a 
the summer. gideriz.

Bu eylemler anlatılırken sıklık belirteçleri de kullanılır.

often sık sık generally genellikle
usualiy genellikle never asla, hiç
always her zaman every her
sometimes bazen

They usualy come on Friday. Genellikle cuma günü ge
lirler.
We sometimes go fishing in the Bazen kışın balık 
winter. Tutmaya giderler.

Harold doesn't generally join us. Harold genellikle bize 
Katılır.
Do they often spend their Tatillerini sık sık 
holidays in Italy? İtalya’da mı geçirirler? 

Sıklık belirteçleri arasında bulunan NEVER olumsuz bir anlam taşır.İçinde bulunduğu olumlu cümleyi olumsuz yapar.

We never go there. Oraya hiç (asla) gitmeyiz.
She never telis lies. O hiç yalan söylemez.

2) Tiyatrodaki hareketlerin, tarihi olayların anlatımında bu zaman kullanılır.

The door opens and a policeman Kapı açılır ve polis 
comes in. içeri girer.
The war goes on for four years. Savaş dört yıl 
devam eder.
One day the old woman goes Bir gün yaşlı kadın 
to the town. kasabaya gider.

3. Geniş zaman ŞART cümlelerinin birinci tipinde IF ile başlayan bölümde kullanılır.
If they come, they'll cali on us. Gelirlerse bize 
uğrayacaklar.




FUTURE SIMPLE / GELECEK ZAMAN
Biçim
Olumlu

l will work / l'll work
you will work / you'll work
he will work / he'll work
she will work / she'll work
it will work / It'll work
we will work / we'll work
you will work /you'll work
they will work / they'll work


Olumsuz

l will not work/ l won’t work
you will not work / you won’t work
he will not work / he won’t work
•he will not work / she won’t work
it will not work / it won’t work
we will not work / we won’t work
you will not work / you won’t work
they will not work /They won’t work

Soru
wlll l work?
will you work?
will he work?
will she work?
will it work?
will we work?
will you work?
will they work?

Olumsuz soru
won't l work?
won't you work?
won't he work?
won't she work?
won't it work?
won't we work?
won't you work?
won't they work?

Not: l ve we île shall (olumsuzda shan't) da kullanılabilir.

Kullanım
1. Sözü söyleyen kişinin gelecekte olacağını düşündüğü eylemleri anlatmak için kullanılır.

l think they'll come soon.
*Zannederim yakında gelecekler.
The theatre will open this week.
Tiyatro bu hafta açılacak . 

2. Yapılması veya meydana gelmesi olağan eylemler için kullanılır. 
The snow will cover the roads in February.
*Şubatta kar yolları kaplayacak. (kaplar). 

. ..... .., - , ,..^f.'
3. Birinci tip şart cümlelerinde, If'in bulunmadığı ana cümlecikte kullanılır.
If you run, you'll get tired. 
* Koşarsan yorulursun.

4. Konuşma anında verilen kararları belirtmek için kullanılır.
l'm thirsty. l'll drink some water. 
*Susadım. Biraz su içeceğim.
BE GOING TO


Biçim
Olumlu 

l am golng to work / l'm golng to work
you are golng to work / you're going to work
he is going to work / he's going to work
she Is going to work / she's golng to work
it is golng to work / It's golng to work
we are going to work / we're going to work
you are golng to work /you're golng to work
they are going to work / they're golng to work

Olumsuz

l am not going to work / l'm not golng to work
you are not golng to work / you aren't golng to work
he Is not going to work / he isn't going to work
she is not golng to work / she isn't golng to work
it is not golng to work / it isn't going to work
we are not going to work / we aren't golng to work
you are not going to work / you aren't going to work
they are not golng to work / they aren't golng to work

l'm not golng to work
you're not golng to work
he's not golng to work
she's not going to work
It's not golng to work
we're not golng to work
you're not golng to work 
they're not golng to work

Soru

am l golng to work?
ara you going to work?
Is he golng to work?
Is she going to work?
Is He going to work?
are we going to work? 
are you golng to work?
are they going to work?

Olumsuz soru 

am l not golng to work?
aren't you going to work?
İsn’t he golng to work? 
isn't she going to work?
isn't it going to work?
aren't we golng to work?
aren't you golng to work?
aren't they golng to work?

Kullanım

1. Gelecekte yapmak için niyet edilmiş, kararlaştırılmış eylemleri anlatmak için kullanılır.

l'm golng to sell these old chairs. 
* Bu eski sandalyeleri satacağım.

2. Pek yakın bir gelecekte yapılacak eylemleri anlatmak için kullanılır. 
l'm golng to see them at school this afternoon. 
Bu öğleden sonra onları okulda göreceğim. 

3. Bir olayın mutlaka olacağını düşündüren belirtiler varsa bu durum be going to ile anlatılır.

It is golng to rain. The weather
has changed.
Yağmur yağacak. Hava değişti.

4. Come ve go fiilleri ile be going to şekli pek kullanılmaz.
l'm going to go denmez.
Bunun yerine sadece l'm golng denir.




THE SIMPLE PAST TENSE(GEÇMİŞ ZAMAN)

*Bu zamanda “olayın gerçekleştiği zaman”önemlidir.

YAPI:olumlu cümle cümle

Subject + V2 + Object
I studIED +English,yesterday.(bu cümlede kullanılan study fiili,düzenli fiildir.)

Ali + went + Ankara +last week.(bu cümlede kullanılan “went”,go, düzensiz fiilinin ikinci halidir.)

*Düzenli fillewrin 2.halinin oluşturulması kuralları

a)Fiil ünlü harfle biterse”-d” Takısı getirilir. arriveD ,likeD gibi
b)Fiilin sonu ÜNSÜZ HARFLE BİTERSE “-ED”takısı getirilir.PlayED gibi.

c)bazı durumlarda fiilin sonu sessiz harfle bitiğinde son ünsüz tekrarlanarak ED takısı getirilir. stopPED. Gibi
d)Fiilin sonu 2 ünsüz ile biter ve son ünsüz “y” olursa “y”düşer IED takısı getirilir. Stdudy------------studIED gibi.



? SORU CÜMLESİ 

DID yardımcı fiili cümlenin başına getirilerek yapılır.
DID+Subject +V1 +Object
Did +you +go+to bAlıkesir,yesterday?
a)Yes, I went to Balıkesir yesterday.
b)Yes, I Did go to Balıkesir,yesterday.

Did he visit his parent last month?
Yes, He visitED his parent,last month. 


- OLUMSUZ CÜMLE
Subject +did+not+V1 +Object

They did not(didn’t) go to market?
We did not(didn’t) see Ali.


****Geçmiş zamanda bir durum ifade edilirken am ve is yerine WAS,are yerine de WERE kullanılır.
OLUMLU CÜMLE
I was at home yesterday.(Dün,evdeydim.)
It was very hot,yesterday.(Dün,have çok sıcaktı.)

? SORU CÜMLELERİ
Was/were cümle başına alınarak soru yapılr?
Were you sick last week?
Yes,I was sick last week.
OLUMSUZ CÜMLE
Subject+was/were+NOT+Object

It was NOT rainy,yesterday.
It wasn’T sunny,last week.

Students WERE Not at school ,last month.

*******************************

TOO ADJACTIVE to kalıbı(-)

Example:THe tea is TOO HOT To drink.
The ice cream is TOO Cold to eat.

The clothes are TOO expensive to buy.
The shoes are TOO expensive to buy.



FUTURE CONTINUOUS / SÜREKLİ GELECEK ZAMAN
Biçim
Olumlu

l will be worklng/ril be worklng
you will be worklng / you'll be worklng
he will be worklng / he'll be worklng
she will be worklng / she'll be working
it will be worklng / it'll be worklng

we will be working / we'll be worklng
you wlll be worklng /you'll be worklng
they will be worklng / they'll be working

Olumsuz

l will not be worklng / l won't be working
you will not be working / you won't be worklng
he wlll not be worklng / he won't be working
she will not worklng / she won't be worklng
it wlll not be working / it won't be worklng
we wlll not be working / we won't be worklng
you wlll not be working / you won't be worklng
they will not be working / they won't be worklng

Soru

will l be worklng?
wlll you be working?
wlll he be working?
will she be worklng?
will it be worklng?
will we be worklng?
wlll you be worklng?
will they be worklng?

Olumsuz soru
won't l be worklng?
won't you be worklng?
won't he be worklng?
won't she be worklng?
won't it be worklng?
won't we be working?
won't you be working?
won't they be worklng?

Not: l ve we île shall (olumsuzda shan't) da kullanılabilir.



Kullanım

1. Gelecek bir zamanda bir eylemin yapılmaya devam edillyor olacağını gösterir.
She will be sitting with her friends at this time tomorrow.
Yarın bu vakitte arkadaşlarıyla oturuyor olacak.

2. Önceden planlanmayıp, yapılması olağan bir gelecek zaman eylemini anlatır.
She'll be golng to mosque. *Camiyegidecek.

3. Bir eylemin bir süre sonra devamlı olarak yapılabilir duruma gelişini anlatmak için kullanılır.

Arter two months l'll be driving my own car.
*iki ay sonra kendi otomobilimi kullanıyor olacağım.


FUTURE PERFECT CONTINUOUS

GELECEKTE BİTECEK SÜREKLİ ZAMAN 
Biçim

Olumlu

l will have been working / l'll have been working
you will have been working / you'll have been working
he will have been working / he'll have been working
she will have been working / she'll have been working 
it will have been working / it'll have been working 
we will have been working / we'll have been working
you will have been working /you'll have been working
they will have been working / they'll have been working

Olumsuz

l will not have been working / l won't have been working
you will not have been working / you won't have been working
he will not have been working / he won't have been working
she will not have been working / she won't have been working
it will not have been working / it won't have been working
we will not have been working / we won't have been working
you will not have been working / you won't have been working
they will not have been working / they won't have been working

Soru

will l have been working?
will you have been working?
will he have been working?
will she have been working?
will it have been working?
will we have been working?
will you have been working?
will they have been working?

Olumsuz soru

won't l have been working?
won't you have been working?''
won't he have been working?
won't she have been working?
won't it have been working?
won't we have been working?
won't you have been working?
won't they have been working?

Not: l ve we île shall (olumsuzda shan't) da kullanılabilir.


Kullanım

Bir eylemin gelecekte belirli bir ana dek ne kadar zaman aralığını kapsayacağını anlatmak için kullanılır. 

l will have been studying for flve hours by two o'clock.
* Saat iki ol unca beş saattir ders çalışıyor olacağım.

On June 25 l'll have been learning English for 6 months.
* Haziranın yirmi beşinde altı aydır İngilizce öğreniyor olacağım.
He'll have been teaching here for
ten years when you retire.
Sen emekli olduğunda o burada on yıldır öğretmenlik
yapıyor olacak.





FUTURE PERFECT / GELECEKTE BİTECEK ZAMAN
Biçim
Olumlu

l will have drunk / l'll have drunk
you will have drunk / you'll have drunk
he will have drunk / he'll have drunk
she wfll have drunk / she'll have drunk
H will have drunk / it'll have drunk
we will have drunk / we'll have drunk
you will have drunk /you'll have drunk
they will have drunk / they'll have drunk

Olumsuz

l will not have drunk / l won't have drunk
you will not have drunk / you won't have drunk 
he will not have drunk / he won't have drunk
she will not have drunk / she won't have drunk
it will not have drunk / it won't have drunk
we will not have drunk / we won't have drunk
you will not have drunk / you won't have drunk
they will not have drunk / they won't have drunk

Soru
Will I havedrunk?
Will you have drunk?
Will he have drunk?
Will she have drunk?
Will it have drunk?
Will we have drunk?
Will you have drunk?
Will they have drunk?

Olumsuz Soru
Won’t I Have drunk?
Won’t you have drunk?
Won’t he have drunk?
Won’t she have drunk
Won’t it have drunk?
Won’t we have drunk?
Won’t you havedrunk?
Won’t they have drunk?

Bir eylemin gelecekteki belli bir zamandan önce yapılıp tamamlanarak sözü edilen bu zaman noktasında geçmiş bir eylem durumunda kalacağını anlatmak için kullanılır.
l will have seen them before nine o'clock.
*Onları saat dokuzdan önce görmüş olacağım.
The match will have started before we reach there.
* Biz oraya varmadan önce maç başlamış olacak.
She will have learnt the truth tomorrow.
* Yarın gerçeği öğrenmiş olacak.
He won't have finished his homework when his father comes.
* Babası geldiği zaman ev ödevini bitirmiş olmayacak.
We won't have seen everything until ten o'clock.
* Saat ona kadar her şeyi görmüş olmayacağız.
The workers won't have stopped working when the boss comes.
* Patron geldiği zaman işçiler çalışmayı bırakmış olmayacaklar.
Will you have repaired our car before noon?
* Otomobilimizi öğlenden önce tamir etmiş olacak mısınız?
Will Frank have missed the train
if he comes at seven o'clock?
*Saat yedide gelirse Frank treni kaçırmış olacak mı?
Won't you have wrltten the letter by flve o'clock?
* Mektubu saat beşe kadar yazmış olmayacak mısın?
Won't she have cleaned the rooms before nine?
Odaları dokuzdan önce temizlemiş olmayacak mı? .





PAST SIMPLE / BELİRLİ GEÇMİŞ ZAMAN
BİÇİM

OLUMLU OLUMSUZ
l drank l did not drink / l didn't drink
you drank you did not drink / you didn't drink
he drank he did not drink / he didn't drink
she drank she did not drink / she didn't drink
it drank it did not drink / it didn't drink
we drank we did not drink / we didn't drink
you drank you did not drink / you didn't drink
they drank they did not drink / they didn't drink

SORU OLUMSUZ SORU

Did I drink? 
Did you drink? Didn’t I drink?
Did he drink? didn't you drink? 
Did she drink? didn't he drink?
Did it drink? didn't she drink?
Did we drink? didn't it drink?
Did you drink? didn't we drink?
Did they drink? didn't you drink? '
didn't they drink?



Kullanım

1. Geçmiş zaman kipi geçmiş bir zaman içinde yapılıp bitmiş eylemleri anlatmak için kullanılır.
She went to the library yesterday./Dün kütüphaneye gitti.
We saw them last week. /Onları geçen hafta gördük.
The birds left England in September. Kuşlar ingiltere'yi Eylül’de terk ettiler.

2. Zamanı verilmeyen, ancak geçmiş bir zaman aralığı içinde yapılıp bitmiş bir eylemi anlatmak için de geçmiş zaman kullanılır.
She stayed at this hospital for two months. 
Bu hastanede iki ay kaldı.(Şimdi kalmıyor.)
Our family lived in Dublin berore the war. Savaştan önce ailemiz Dublin’de yaşadı. (Şimdi yaşamıyor.)

3. Bir hikaye anlatımında da yukarıdaki sekilde kullanılan
GEÇMİŞ ZAMAN KİPİNDE fiiller bazen Türkçe’ye SÜREKLİ GEÇMİŞ ZAMAN GİBİ ÇEVİRİLİRLER:
The King was a bad man but he loved his country. 
Kral kötü bir adamdı fakat ülkesini seviyordu

PAST CONTINUOUS / SÜREKLİ GEÇMİŞ ZAMAN
Biçim
Olumlu
L was worklng
you were working
he was working
she was working
it was working
we were working
you were working.
They were working.

Olumsuz
l was not working / l wasn't working
you were not working / you weren't wo
he was not working / he wasn't workin
she was not working / she wasn't worl
it was not working / it wasn't working
we were not working / we weren't working
They were working./They weren’t working.


SORU
Was l working?
were you working7
was he working?
was she working?
was it working?
Were we working?
Were you working?
were they working?

olumsuz soru

weren't l working
weren't you working
wasn't he working
wasn't she working
wasn't it working
weren't we working 
weren't you working 
weren't they working
Kullanım

1. Geçmişte belirli bir süre devam etmiş eylemleri belirtir.WHEN’li cümlecik ile kullanıldığında bu cümlecik Belir/i geçmiş zamanda olur.


l was having breakfast at 10. 
Saat 10.00’da kahvaltı yapıyordum.
When we went out it was snowlng. 
Dışarı çıktığımızda kar yağıyordu.
The girl was washing her face when her mother called. 
Annesi seslendiği zaman kız , yüzünü yıkıyordu.
My son was stil sleeping when l arrived at his house. 
Evine vardığımda oğlum hala uyuyordu.

Bu tip cümlelerde WHILE kelimesi de kullanılır.
I heard a noise WHILE I was paassing by their house.
Evlerinin yanından geçerken bir gürültü işittim.

2. Geçmişte bir eylem sürekli olarak yapılmaktayken diğer bir eylem de aynı zamanda sürekli olarak yapılmaktaysa her ikisi de SÜREKLİ GEÇMİŞ ZAMAN halinde söylenir.
She was reading a paper WHILE her husband was watching TV . 
Kocası televizyon seyrediyorken o,bir gazete okuyordu.



PRESENT PERFECT / BELİRSİZ GEÇMİŞ ZAI;
Biçim
Olumlu
l have drunk / l've drunk
you have drunk / you've drunk
he has drunk / he's drunk
she has drunk / she's drunk
it has drunk / It's drunk
we have drunk / we've drunk
you have drunk /you've drunk
they have drunk / they've drunk

Olumsuz
l have not drunk / l haven't drunk / l've not drunk 
you have not drunk / you haven't drunk / you've not drunk 
he has not drunk / he hasn't drunk / he's not drunk
she has not drunk / she hasn't drunk/She’s not drunk. 
it has not drunk / it hasn't drunk / it's not drunk
we have not drunk / we haven't drunk / we've not drunk
you have not drunk / you haven't drunk / you've not drunk
they have not drunk / they haven't drunk / they've not drunk

Soru
Have l drunk?
have you drunk?
Has he drunk?
has she drunk?
has it drunk?
have we drunk?
Have you drunk?
have they drunk?

Olumsuz soru
haven't l drunk?
haven't you drunk?
hasn't he drunk?
hasn't she drunk?
hasn't it drunk?
haven't we drunk?
haven't you drunk?
haven't they drunk?

KULLANIM
1)Belirsiz Geçmiş Zaman,geçmişte yapılmış bir eylemin ŞİMDİKİ ZAMANDA SONUCU veya ETKİSİDİR.Anlatılan,geçmişteki olayın ne zaman ve nasıl yapıldığı değil,bu olayın şu anda var olan etki ve sonuç uzantısıdır.
We cleaned the tables LAST WEEK.
Masaları GEÇEN HAFTA temizledik.
Bu cümlede geçen hafta temizleme hareketini yaptığımız anlatılmaktadır.Bu olayın şu anla bir ilgisi yoktur.
*Bir de şimdi şu cümleye bakalım.
We have cleaned the tables
(Masaları temizlemiş durumdayız.)

Cümlesinde anlatılan şey ise, masaları temizleme gibi bir harekette bulunmamız değil, şu anda masaların temiz durumda oluşudur.

She has done her homevrork.
*Ev ödevini yaptı.(Ev ödevi şimdi hazır.)
The students have seen the Iion 
in the zoo. 
*Öğrenciler,hayvanat bahçesindeki aslanı gördüler.
The gardener has planted new flowers.
*Bahçıvan yeni çiçekler dikti.
l have eaten the cake in the kitchen. 
*Mutfaktaki pastayı yedim.

2. Bir eylemin hemen biraz önce yapıldığı belirtilirken BELİRSİZ GEÇMİŞ ZAMAN just
île kullanılır.
She has just met her husband. 
*Biraz önce kocasına rastladı.
They have just gone out. 
*Biraz önce çıktılar.

3. Kesin oluş zamanı bilinmeyen veya söylenmesine gerek duyulmayan hallerde BELİRSİZ GEÇMİŞ ZAMAN kullanılır
l have been to England./ İngiltere’de bulundum.

Bu cümlelerdeki eylemlerin yapılış zamanı cümle içinde verilecek olursa bu cümlelerin geçmiş zaman haline dönüşmesi şarttır.

l went to England two years ago.
İngiltere’ye iki yıl önce gittim.

4. Yet, lately, recently kelimeleri geçmişte yapılmış bir eylemi şimdiki zamana bağlayan bir anlam taşıdıkları için Belirsiz Geçmiş Zaman kullanılır.

We have seen some changes recently. 
Yakınlarda bazıdeğişiklikler gördük.

***Cümlede this morning (afternoon, week, month, year), today, tonight gibi za manı şimdiye bağlayan zaman belirteçleri olduğunda da belirsiz geçmiş zaman
kullanılır. .

Have you read the papers this morning?

Bu sabah gazeteleri okudun mu?

5. Geçmişte başlamış halen de devam etmekte olan bir durumu anlatmak için kulla-
nılır. 
l've studied German for six months.
Altı aydır Almanca çalışıyorum.
How long have you been here? 
Ne kadardır buradasın?



6. Ever ve never belirteçleri çoğu kez soru veya olumsuz halde belirsiz geçmiş za man cümlelerinde kullanılırlar.

She has never studied her lessons. 
Derslerim hiç (hiçbir zaman) çalışmadı.
Have you ever tried to paint the walls. 
Duvarları boyamayı hiç denediniz mı?

7. Since ve for belirsiz geçmiş zaman yapısında çok kullanılan iki edattır. 

For belli bir süre belirtir.
l have lived in Paris for two years.
Paris'te iki yıldır oturmaktayım.
The farmers have prayed for
rain since April.
Çiftçiler nisandan beri yağmur için
dua etmekteler. (Halen ediyorlar.)
Mary has been here since one
o'clock.
Mary ,saat birden beri buradadır.

PRESENT PERFECT CONTINUOUS
SÜREKLİ BELİRSİZ GEÇMİŞ ZAMAN

Biçim 
Olumlu
l have been drinking / l've been drinking
you have been drinking / you've been drinking
he has been drinking / he's been drinking
she has been drinking / she's been drinking
it has been drinking / it's been drinking
we have been drinking / we've been drinking
you have been drinking /you've been drinking
they have been drinking / they've been drinking

Olumsuz
l have not been drinking / l haven't been drinking
you have not been drinking / you haven’t been drinking.
we have not been drinking / we haven’t been drinking
you have not been drinking / you haven’t been drinking.
they have not been drinking / they haven’t been working.

he has not been drinking / he hasn’t been drinking.
she has not drinking / she hasn't been drinking.
it has not been drinking / it hasn't been drinking.


Soru Olumsuz SORU 

have l been drinking? Haven’t l been drinking? 
have you been drinking? Haven’t you been drinking?
have we been drinking? Haven’t we been drinking?
have you been drinking? Haven’t they been drinking 
have they been drinking? 

has he been drinking? Hasn’t he been drinking?
has she been drinking? Hasn’t she been drinking?
has it been drinking? Hasn’t it been drinking?


Kullanım

1. Geçmişte başlayıp halen devam etmekte olan veya yine geçmişte başlayıp biraz önce tamamlanmış olan eylemler bu zamanla anlatılır.

We have been walking for ten hours
*On saattir yürümekteyiz.
He has been crying for half an hour
*yarım satir ağlamakta.

2. Belirsiz geçmiş zamanda olduğu gibi SÜREKLİ GEÇMİŞ ZAMAN cümlelerinde de since ve for sık görülür.

They have been waiting since five o'clock.
*Saat beşten beri beklemekteler.
She has been sleeping for ten hours.
*On saattir uyumakta.

PAST PERFECT / MİŞLİ GEÇMİŞ ZAMAN
Biçim
Olumlu 
l had drunk / l'd drunk .
you had drunk / you'd drunk. 
he had drunk / he'd drunk 
she had drunk / she'd drunk
it had drunk / it'd drunk 
we had drunk / we'd drunk .,.
you had drunk /you'd drunk
they had drunk / they'd drunk

Olumsuz 
I had not drunk / I hadn’t drunk
You had not drunk. / You hadn’t drunk.
he had not drunk / he hadn’ t drunk
she had not drunk / she hadn't drunk
it had not drunk / it hadn't drunk
we had not drunk / we hadn't drunk
you had not drunk / you hadn't drunk
they had not drunk / they hadn't drunk

Soru 

had l drunk?
had you drunk?
had she drunk?
had it drunk?
had we drunk?
had you drunk? Olumsuz soru
had they drunk?
hadn't l drunk?
hadn't you drunk?
hadn't he drunk?
hadn't she drunk?
hadn't it drunk?
hadn't we drunk?
hadn't you drunk?
hadn't they drunk?


Kullanım

1. Bu zaman, geçmişte olan bir eylemi yine geçmişte olan bir noktaya bağlar. Bu
noktadan önce o eylemin yapılması bitmiş durumdadır. Bu an çoğu zaman ikinci
bir eylemin yapıldığı zamandır. 
When the rain stopped we had arrived in the city.
Yağmur durduğu zaman şehre var mıştık.
Arter she had written the letter he went to the post office.
Mektubu yazdıktan sonra postane ye gitti. 
l would rather that she hadn't left yesterday.
Dün onun g itmemiş olmamasını tercih ederdim.

2. Bu zamanda eylemin yeri ve zamanı belirtilebilir.
We had seen them last week.
* Onları geçen hafta görmüştük.
You had kept the money in a small box.
* Parayı küçük bir kutuda muhafaza etmiştiniz.

3. l wish, If only, would rather, would sooner gibi deyimlerle geçmişi belirtmek için kullanılabilir.

l wish you had seen that film.
* Keşke o filmi görseydin.
l wish you l had stayed with her longer.
* Keşke onunla daha uzun süre kalsaydım.

If only my wife had learnt some English.
* Keşke karım biraz ingilizce öğrenseydi.
Mary would rather that she hadn't accepted his offer. 
Mary onun teklifini kabul etmemiş
olmayı tercih ederdi. 

PAST PERFECT CONTINUOUS / SÜREKLİ MİŞLİ GEÇMİŞ ZAMAN
Biçim

Olumlu

l had been drinking / l'd been drinking
you had been drinking / you'd been drinking
he had been drinking / he'd been drinking
she had been drinking / she'd been drinking
it had been drinking / It'd been drinking
we had been drinking / we'd been drinking
you had been drinking /you'd been drinking
they had been drinking / they'd been drinking

Olumsuz
l had not been drinking / l hadn't been drinking
you had not been drinking / you hadn't been drinking
he had not been drinking / he hadn't been drinking
she had not been drinking / she hadn't been drinking
it had not been drinking / it hadn't been drinking
we had not been drinking / we hadn't been drinking
you had not been drinking / you hadn't been drinking
they had not been drinking / they hadn't been drinking

soru
had l been drinking?
had you been drinking?
had he been drinking?
had she been drinking?
had it been drinking?
had we been drinking?
had you been drinking?
had they been drinking?
Kullanım
olumsuz soru
hadn't l been drinking?
hadn't you been drinking?
hadn't he been drinking?
hadn't she been drinking?
hadn't it been drinking?
hadn't we been drinking?
hadn't you been drinking?
hadn't they been drinking?

Bu zaman, geçmişteki bir noktadan başlayıp yine geçmişteki belli bir noktaya dek süregelen işleri anlatmak için kullanılır.Bu zamanla birlikte kullanılan cümlecikler, belirli geçmiş zamanda kurulur. Bu zamanla yalnızca süreklilik gösteren eylemler kullanılabilir ve bu eylemlerin geçmişte ne kadar sürdüğü belirtilir.
She had been working in the kitchen when Tom came.
*Tom geldiği zaman o,mutfakta çalışmaktaydı.
He had been running for half an hour before he stoped to have a rest.
*Dinlenmek için durmadan önce yarım saattir koşuyordu.(koşmaktaydı)
The car was clean because she had been cleaning it for hours. 
*Otomobili temizdi çünkü onu saatlerce temizlemekteydi.




WH-QUESTION WORDS
*Bu soru kelimeleri ,bilgi almaya yarayan kelimelerdir.
*Soru cümlelerinde cümlenin en başında bulunurlar.
*Bunlarla sorulan sorulara cevap olarak YES veya NO ile cevap verilmez.
Bu kelimeler şunlardır:
Who : kim which: hangi
Whom: kimi,kime where: nerede,nereye 
How: nasıl when: ne zaman
Whose: kimin why: niçin
What: ne

WHO
*Eylemi yapan kişi veya kişileri sorar.Anlamı,kimdir. Özneyi sorunca kendinden sonra yardmcı fill yerine FİİL izler.Hep tekil yardımcı fill ile kullanılır.
Examples:WHO callED you last night?
WHO IS wisiting our town?
WHO comeS with me to drink coke?
*Who cümledeki NESNEYİ soruyorsa,kendinden sonra bir yardımcı fiil gelir.
Examples:WHO DID you see yesterday?Cevap:I saw Osman
WHO DO you like most? Cevap:I like my sister most.


WHAT
*Cümlenin ÖZNESİNİ sorar,ancak kişiler dışındaki nesnelerle kullanılır.
Özneyi sorunca ,TEKİL FİİLLE,yardımcı fiilsiz kullanılır.
WHAT made you furious?
WHAT makeS her hapy?
WHAT comeS after a verb?

***Cümlenin NESNESİNİ de SORAR.TEKİL YARDIMCI FİLLE KUILLANILIR.
Examples:What IS there in the fridge?
What WILL you buy for him?
What HAS BEEN done?

****WHAT kelimesi,bazen bir İSİMLE beraber kullanılır.Bu kullanımla What ”which”e benzer.
Examples:WHAT PROGRAMMES do you watch?
WHAT CITIES did you vivit in Italy?

****What,”do (yapmak)” fiili ile kullanıldığında, cümlede yapılan eylemi sorar.
Examples:What is doing in the room?
What do you want to do today?
What did they do last night?

****What ile kullanılıp değişik anlamlara gelen kelimeler de vardır?
What TIME do you get up? (Saat kaçta uyanırsın?)
What KIND OF music do you like? (Ne tür müzik seversiniz?)
What is the weather like today? (Bugün hava nasıl?)
What is your father like? (Baban nasıl bir kişi(kişiliğe sahip?)
What does your mother look like? (Annen nasıl bir kişi(fiziki özellikleri nedir?)
What colour your house? (Eviniz ne renk?)
What do you do? (İşiniz nedir,ne işle uğraşırsınız?)
What does she do? (İşi nedir?)

WHAT .....FOR,niçin anlamındadır.
Examples:What do you like it for
WHAT is she doing that FOR



WHICH
*Bir grup içindeki BELLİ BİR TANESİNİ sorarken kullanılır.Kendinden sonra bir İSİM gelir.Anlamı “HANGİSİ”dir.
Examples:Which BOOKS do you read?
Which PROGRAMME is easier on the computer?
Which COLOURS do you like best?

WHERE
*YER sorusuna cevap verir.Anlamı NEREDE,NEREYE dir.
What are the keys?(Anahtarlar nerede?)
Where is she from? (O,nerelidir?)

WHEN
*Eylemin NE ZAMAN yapıldığının sorar.Anlamı NE ZAMANdır.
When were you here? (Ne zamandır buradaydın?)
When do you do your homework? (Ev ödevini ne zaman yaparsın?)

HOW
*NASIL anlamında bir durum zarfıdır.
How do you come to school? (Okula NASIL gelirsin?)
How did he drive home? 

****HOW kelimesi ile kullanılıp,farklı anlamlar veren kelimeler vardır.
HOW old are you? (Kaç yaşındasın?)
HOW OFTEN do you drink tea? (Ne kadar sık çay içersin?)

WHOSE
*İyelik(sahiplik) sorar.Kendinden sonra İSİM gelir.Anlamı KİMİNdir.
Whose JACKET is this?
Whose CASETTES did you take?
Whose PAINTING was it? 

WHOM
*Resmi kullanımlarda NESNEYİ SORAN bir kelimedir.Soru formunda kullanılır.Konuşma dilinde daha çok WHO olarak geçer.
Who(m) did you call in the morning?
Who(m) has she hurt?





INDIRECT SPEECH
“I am going to Istanbul.”
He says HE is going to Istanbul.

IMPERATIVE (EMİR CÜMLELERİNİN INDIRECT YAPILIŞI)
“go out”he said
He TOLD me TO go out.
“Clean your room.”,she to me
she TOLD me TO clean MY room.
“do not speak” he to her
He TOLD her NOT TO speak
Or He WARND her NOT TO speak.
Or He ORDERED him NOT TO speak.

STATEMENT(DÜZ CÜMLELERİN INDIRECT SPEECH YAPILIŞI)
“I am hapy”he said
He said HE WAS happy.(O,mutlu olduğunu söyledi.)
“He never gets up early.”Ahmet said
Ahmet said he never GOT up early.
“You are stupid.”Ali
Ali TOLD me I WAS stupid.(Aptal olduğumu söyledi veya Ali,bana aptalsın dedi.

SORU ŞEKLİN KULLANIMI
Sorular iki çeşit olduğundan iki çeşit kullanım vardır,Reported Speech’te.

1)Yes/no questions 
“Is İlkay meeting you in Bursa?”
You ASKED me IF/WHETHER İlkay WAS meeting ME in Bursa.
“Are you tired?”
You ASKED me IF I WAS tired

2)WH QUESTIONS
“Where are you from?”
You ASKED him WHERE he WAS from?


CAUSATIVES(ETTİRGEN YAPI)
1) HAVE
a)Have Somebody DO something(Yapan ve yaptıranın razı olduğu durumlarda kullanılır/Zorlama ve ikna söz konusu değildir.)
I HAD my sister iron the clothes.(Elbiseleri kızkardeşime ütülettim)
Somebody Something

b)HAVE SOMETHING DONE(Kişinin önemli olmadığı durumlarda kullanılır.)
I had my clothes IRONED.(elbiselerimi ütülettim.)

2)GET
a)GET SOMEBODY TO DO SOMETHING(Birine İKNA yolu ile bir şeyi yaptırmak.)
I GOT my father TO BUY me a new car.

b)GET SOMETHING DONE=HAVE SOMRTHING DONE
(İkna söz konusu değildir çünkü kişi yok.)

3)MAKE SOMEBODY DO SOMETHING
(Kişi seçimi oldundaki ZORLAMA söz konusu olduğunda kullanılır.Kişide ISRAR vardır.)
The teacher MADE Jonathan CLEAN the board.

4)LET SOMEBODY DO SOMETHING
(Have’in kullanımı gibidir.)
She LET ME eat all the cakes.(Bütün keki yememe izin verdi.)
b)LET(passive)=to be allowed
They were NOT ALLOWED TO enter the musum.
I was not ALLOWED to eat all the cakes.


CASES OF NOUNS / İSİMLERİN HALLERİ
possessive case / iyelik hali

1. İsmin iyelik hali tekil isimlerin sonuna -'s konularak yapılır.

the girl's hat
kızın şapkası
a child's toy
bir çocuğun oyuncağı
a policeman's shirt
bir polisin gömleğ
Tom's house
Tom'un evi
Turkey's exports
Türkiye'nin ihracatı

Sonu -s ile bitmeyen çoğul isimler de 's ile iyelik haline girerler.

the women's shoes
kadınların ayakkabıları
the children's toys
çocukların oyuncakları

2. –s ile sona eren çoğul isimlere sadece ' eklenir.
the giris' hate
kızların şapkaları
the dogs' talls
köpeklerin kuyrukları


3. Sonu -s île biten özel isimler 's veya sadece' alır.
Mr Jones's father
Bay Jones'un babası
Mr.Jones' father
Bay Jones'un babası

4. Bileşik isimlerde son ismin sonuna 's ilave edilir.
his father-in-law's bağ kayınpederinin çantası

5. Bir şeye sahip olan kişiler birden fazlaysa sadece son isme 's ilave edilerek iyelik haline sokulur.
Your mother and father's room 
Annen ve babanın odası

s've of île iyelik

's ile iyelik hali insan ve hayvanlar için kullanılır. Cansız varlıkların iyeliği bu isimle rin önüne of getirilerek yapılır.
of the door
kapının
the key of the door
kapının anahtarı
the walls of the garden
bahçenin duvarları
the doors of the mosque
Caminin kapıları
The legs of the table
masanın ayakları

a.) 's ile iyelik halini cansız isim olmalarına rağmen gemi ve diğer deniz araçları için de kullanabiliriz.
the ship's deck Geminin güvertesi

b.) Zamanla ilgili sözcükler.
a week's holiday
bir haftalık tatil
today's newspaper
bugünün gazetesi
twenty minutes' break
yirmi dakikalık istirahat
tomorrow’s program
yarının programı
an hour's time
bir saatlik zaman
yesterday's news
dünün haberi

c.) Bazı meslek sahiplerinin işyerlerini göstermek için, bu kişilerin sonuna 's eklenir.
chemist (eczacı)
butcher (kasap -kişi)
chemist's (eczane)
butcher's (kasap dükkanı)

***Türkçede olduğu gibi 's veya of kullanılmadan yapılmış isim tamlamaları oldukça yaygındır. 
college library
Kolej kitaplığı
garden gate
Bahçe kapısı
travel agent
Seyahat acentası
driving licence
sürücü belgesi
tennis court
Tenis kortu
swimming pool
Yüzme havuzu
love story
Aşk hikayesi
traffic lights
stamp collecting
Pul toplama
dining room
Yemek odası some money (biraz para) seven nurses (yedi hemşire)




MOOD / KİP
Bir fiilin çeşitli anlamları vermek için aldığı şekitlere göre gruplanması ile üç fiil grubu meydana gelir. Kip adı verilen bu gruplardan indicative mood "bildirme kipi" grubundakiler zamanlar konusunda gördüğümüz tüm fiillerdir.

IMPERATIVE MOOD / EMİR KİPİ
İngilizce’de mastar halinde bulunan fiilden mastar eki to kaldırılırsa geriye kalan fi il kökü bir emir kelimesidir.

To stop durmak
Stop dur
To write yazmak
Wrlte yaz
To drink
drink iç
to wait beklemek
wait bekle
Emir sözcüğünü olumsuz yapmak için önüne do not (don't)' yardımcı fiili getirilir.
Eat ye
don't eat yeme
come gel
don't come gelme
Write your name. Adını yaz.
Don't write your name. Adını yazma.
Repeat these words. Bu kelimeleri tekrarla
Don't repeat these words. Bu kelimeleri tekrarlama


Emir cümlelerinde kendisine emir verilen kişi de belirtilmek
İstenirse bu, emrin sonuna konulur. 
Drink your mllk, Betty.
Betty, sütünü iç.

Bir emrin sözü söyleyen kişi tarafından yine kendilerine söylenmesi yani kişinin kendisine emir vermesi ise let's kelimesi kullanılarak yapılır.

Let's go. Gidelim.
Let's find another hotd. Başka bir otel bulalım.
Let him sweep the floor. Yeri süpürsün.
Ler her go to the kitchen. Mutfağa gitsin.


*
THE SUBJUNCTIVE MOOD / DİLEK KİPİ
1. geniş zaman halinde dilek kipi

En çok herkesçe bilinen birkaç deyimde görülür. Bu zamanda bulunan dilek kipinin en büyük özelliği fiilin üçüncü tekil şahısla kullanıldığındığında -s eki almamasıdır
Heaven help them. Allah ,onlara yardım etsin.
God forgive you. Allah seni affetsin.

 

TENSES IN ENGLISH

SIMPLE PRESENT TENSE(do/does)/GENİŞ Z.
Doğruluğu her zaman için geçerli olan,değişmeyen olgularda,önceden başlanılan,halen devam eden ve devam edecek ve belli bir düzende(time table) alışkanlıklarda kullanılır.Her gün yaptığımız alışkanlıklarda kullanılır.Naturel truths(doğal gerçeklerde) kullanılır.
I like milk too much.
(+)You play tennis every weekend.
(-)You do not play tennis every weekend.
(?)Do you play tennis every weekend?
Answers
Yes,I do/No,I do not
(-?)Do not you play tennis every weekend?
Soru kelimesiyle geniş zamanlı cümle:
WHAT time does she get up?
She getS up at 8_00 o’clock.

FREQUENCY ADVERBS(SIKLIK ZARFLARI)
ALWAYS
OFTEN
USUALY
SOMETIMES
RARELY
SELDOM
NEVER
EVERY.......DAY
“ WEEKEND
“ YEAR

I always go
I often go
I usualy go
I sometimes go
I never go
I go to cinema EVERY- DAY
EVERY WEEK
EVERY WEEKEND
How often do you go to theatre?
I go to theatre every weekend.

ING ALMAYAN FİİLLER
Enjoy love
Hate remember
İnsist think
Know understand
Like want
TENSES IN ENGLISH
SIMPLE PRESENT TENSE (Geniş Zaman)
OLUMLU(POSITIVE) CÜMLELER
YAPI: Subject(özne) +Verb(fiil)+Object(Nesne)

I (do ) + get up + early
You ( do ) + get up + early
We (do ) + get up + early.
They (d o ) + get up + early


**********************************************
He (Ali) + getS up + early.
She (Ayşe) + getS up + early.
It (The cat) + getS up + early.

***************************************************
Ali DOES get up early.
Ayşe DOES get up early.
The cat DOES get up early.
**********************************************

SORU () CÜMLERİ

YAPI: DO /DOES +Subject + Verb1 + Object
Do + you + get up + early?-Erken kalkar mısın?
DO +I +get up + early?
Do +we +get up +early?
Do + they +get up +early?


DOES + he +get up +early?
DOES + she +get up +early?
Does+ it + get up early_?



Olumsuz(Negative) CÜMLELER

YAPI:Subject + Do/DOES+NOT +Verb1+object
I + Do not(do not)+ get up+early.
You+do not
We+do not
They +do not


He +DOES +not(does not)+get up +early
She+Does Not
It+Does not

BİR EYLEMNİN YAPILIŞ ZAMANINI SÖYLEME

When DOES the hospital open?(8.00-pm)
(WHEN DOES IT open?)

a)It (The hospital) +openS +at 8.00 o’clock.
b) It DOES open at 8.00 0’clock.



WHAT TIME DO YOU GET UP ?(7.30)

I usually get up at HALF past seven.

WHAT TIME DOES Ali get up ?(8.15)
He usually getS up at quarter past eight.

What time film start?(10_45)
It startS at quarter TO eleven.

At,ON,In propositionsların KULLANIMI

*At(et)---de,da)Saat bildiren ifadelerin önünde kullanılır.example:At 4 o’clock(saat dörtte) gibi
The film starts at 11 o’clock.

*ON(-de,-da):Haftanın günleri ile kullanılır.
Example:On Monday,ON Tuesday gibi
We play football ON Saturday.
We DO Not g oto the school ON Saturday and Sunday.

***Weekdays(hafta içi) ON ile kullanılır.
The bank opens at 8 o’clock ON WEEKDAYS.

***WEEKEND(hafta SONU): at ile kullanılır.
Ali goes to Bursa AT WEEKEND.

***EvERY ile herhangi bir proposition kullanılmaz!
We (DO ) drink milk EVERY morning.

BİR nesneyi tanımlama
EKİL NESNELERİ TANIMLAMA:
What is THIS?(Pencil)
It is A pencil.

What is that?-------(glass)
It is a glass.

ÇOĞUL NESNELERİ TANIMLAMA

What ARE THESE?(books
THEy ARE bookS.

What are THOSE?------- (boks)
They are BookS.

Soru ve cevap ifadeleri
Is this AN apple?(apple)
Yes,It is AN apple.

Is that an orange?------ (lemon)
a)No,it is not AN orange,it is A lemon.
b)No,it is a lemon.

ARE THESE ballons?(Ballons)
Yes,They are ballons.

ARE THOSE umbrellas?-----flowers
No,They are not.They are flowerS.

***SAYILAMAN İSİMLER(milk,water,tea,cofee,sugar,salt ….)
tanımlanır sadece “is” yardmcı fiili kullamır “a”tanımlığı kullanılmaz.
Example:What is this(water)
It is water.n
**Sayılamayan isimler ölçü bildiren paket,bardak gibi ifadelerle kullanıldığında saylabilen isim olan paket,bardak a/an takısı alır.
Example:What is this?( a glas of water)
It is A glass of water.

What are these?(2 packets of butter)
They are 2 packets of butter.

BİR NESNENİN ÖLÇÜSÜNÜ SÖYLEME
DAĞ İÇİN:high
Göl,deniz,dere için:deep
Yol vb için:long
Eski kale vb için:old ifadelerinden yararlanılır.
Example:how high ararat mountain?
IT is 5200 metres.
*kesin olarak ölçüsünü bilemediğimiz zaman “about” ifadesini kullanırız.
Example:how deep Manyas lake?
It is ABout 1200(one thousand and 2 hundres metres) 

BİR ŞEYİN RENGİNİ BELİRTME
WHAT COLOUR is the grass?
İt is green.
What colour your hair?
İt is black.



Long:uzunluk
Tall :uzunluk
Old:eski
Heigh:yükseklik
Weight:kilo

BEĞENİ/BEĞENMEME BELİRTME

What do you think of my computer?
I like it. Or I do not like it.şeklinde uygun olan cevaplardan biri verilir.
What do you thinf that flower?
It is nice.

What do you think of your mother?
I love HER.
What do you think of milk?
I do not like it.
What do you think of honey?
I like it.
What do you think of your girlfriend?
I Love her.

DO YOU LIKE …………SEVER MİSİN?
Do you like tea?
Yes, i like tea.
DO you like coffee?
No, i do not like coffee.

BEĞENME DERECESİNİ BELİRTME
What do you think of rose?
I like it very much.

What do you think of flies?
I do not like them at all.
Or I HATE them.

TERCİH BİLDİRME
----PREFER-----
I PPREFER coffee TO milk.
He PreferS coke TO tea.
She PreferS folk music TO art music.
PRESENT CONTİNİOUS TENSE(İNG)/ŞİMDİKİ ZAMAN........................................................................

KULLANIM:a) at the time of speaking(Konuşma esnasında)
e.g:We are havING an exam.
b)around the time of speaking(konuşma zamanı çevresinde)
e.g:I’m readING an interesting novel NOWADAYS.
c)For a particular period(belirli bir dönem için)
e.g.:Betül is hardworking student but she is not studyING THIS TERM.
I work in the evenings but this evening I’M not working. 
Where do you live/stay?
Where are you staying(Nerede kalıyorsun/Arkadaşımda kalıyorum )

FOR A PARTICULAR PERIOD İLE KULLANILAN ZAMAN ZARFLARI
This week
This month
This term
This season
This morning
Year
Today
d)Yakın ve kesin gelecekten bahsederken de şimdiki zaman kullanılır.
e.g:what are you doing tonight?
I’m studyING.

FUTURE TENSE
**Planlamış olmak ile söz vermiş olmak aynı şey değildir.
e.g:I promise,I will come back.

SIMPLE PAST TENSE(DİD)/GEÇMİŞ Z.
Geçmişte olmuş bitmiş olayları anlatırken kullanılır.
(+)he did his homework.
(-)He didn’t do his homework.
SIMPLE PAST İLE KULLANILAN ZAMAN ZARFLARI
Yesterday
Last year
Last month
Last week
Last weekend
Two years ago
Two days ago
A year ago

PRESENT CONTINIOUS TENSE

*Şimdiki zaman kalıbı ile tomorrow(yarın),tonight(bu gece),today(bugün) veya belli bir gün adı kullanılarak GELECEĞE YÖNELİK KISA SÜRELİ EYLEMLERİ belirtiriz.
Example: I am go ing to Balıkesir ON Friday.
She is going to İzmir,tomorrow.
GENİŞ ZAMANDA KULLANILAN SIKLIK ZARFLARI
*Sıklık zarflarının cümledeki yeri ÖZNEDEN sonradır.
always:daima:I always go to the cinema.
Usually=generaly:genellikle
She usually getS up early.
Often:sık sık:He OFTEN readS story boks.
Rarely:nadiren:They RARELY play basketball on SAturday.
Sometimes:bazen:I SOMETIMES g oto theatre.
Every:her:Students goto school Everyday.


Never:asla,hiç:He NEVER smokes cigarettes.

Özel filer
Sahip olmak anlamında kullanılan HAVE/HAS cümleye ESAS FİİL olarak girdiğinde “YEMEK yemek,İçmek” anlamlarını ifade eder.
Example:She eats fish every weekend.
=She HAS fish every weekend.

I drink tea every morning.
=I HAVE tea every morning. 
* breakfas(sabah kahvaltısı),lunch,diner kelimeleri Have/has ile birlikte kullanılır.
Example:He HAS breakfast every morning.
WE HAve dinner at 8 oclock every evening. 


PRESENT PERFECT TENSE(YAKIN GEÇMİŞ ZAMAN)
*Geçmişte yapılmaya başlanmış ve halen devam eden veya kısa bir süre önce sona ermiş eylemleri ifade ederken kullanılır.
WHERE HAS SHE GONE?(o,nereye gitti?)
YAPI:
I 
You have+v3
We
they


He
She has+v3
It



Example:Where have you been?
I have been to the cinema.(sinemadaydım.)
Where has she been?
She Has been out to lunch.(öğle yemeği için dışarıdaydı)
SORU CÜMLESİ
Yapı:HAVE/HAS +subject +V3 +Object
HAVE +you +eaten +the lunch?
Yes,I have eaten the lunch.
JUST VE ALREADY’nin KULLANIMI(+ olumlu cümlelerle kullanılır.)
*Eğer belirtilen eylemin ÇOK KISA süre önce olduğunu belirtiyorsak Have/has ile asıl fiil arasına JUST ifadesi getirilir.
Example:I have JUST eaten the lunch.
*Yapılan eylemin üzerinden belli bir süre geçtiğini ifade etmemiz gerekiyorsa;Hava/has ile asıl fiil arasına ALREADY(zaten/çoktan) ifadesi getirilir.
*Akşam yemeğini yerken o kişinin evine misafir geldiğindeev sahibi misafiri sofraya davet ettiğinde misafir belli bir süre önce akşam yemeğini yemişse aşağıdaki şekilde konuşma gerçekleşir.
A:Have you eaten the dinner?
B:Yes,I have ALREADY eaten the dinner.

-YET (HENÜZ) kullanımı(Olumsuz cümlelerle kullanılır.)Cümlenin en sonunda kullanılır.
Example:I have not visited her,YET.(Onu,henüz ziyaret etmedim)
He has not come home,YET.
STILL (HALA)I have waited my quest since an hour.He STILL has not come.
SINCE(-den beri)
*Cümle sonunda, belli bir an ve tarih ifadelerinin önünde kullanılır.
*When have you been to İzmir?
I have been to Izmir SINCE 1980.
She has waited him at Ömer Seyfettin Square SINCE 20 minutes.
FOR(-dir)(Cümle sonunda belli bir zaman diliminden bahsedildiği durumlarda kullanılır.
Example:I have taught FOR 17 years.
He has not read her book FOR 3 days.
They have waited us FOR an hour.
We have learnt English FOR 10 days.

The FUTURE TENSE(Gelecek Zaman)

-Gelecekte yapılması,olması beklenen durumları ifade ederken kullanılan zamandır.Bütün öznelerle “will” yardımcı fiili kullanılır.

YAPI:Subject + will+ V1 + Object
He +will +buy + a new car,next year.
I + will +go +to LOndon.

*will”yardımcı fiilini” ‘ll” ŞEKLİNDE KISALTILMIŞ OLARAK DA KULLANILIR.
Example:We will arrive tomorrow.
We’ll arrive ,tommorrow.

OLUMSUZ CÜMLE
Subject + will+not +V1 +Object
(Won’t)

He will not +buy a new car,next year.

SORU CÜMLESİ:
Will yadrdımcı fili başa alınarak soru cümlesi oluşturulur.

WILL+Subject+V1+Object?
WILL+she+g oto London tommorow?
Yes,she will /No she won’t

GELECEK ZAMAN İLE İLGİLİ ZAMAN ZARFLARI

Tomorrow:yarın: I will be scholol tomorrow.
Next:gelecek :They will build a new house next yearr
Later:sonra,daha sonra:I will call you, later
in…(…içinde):Example:I will be Gönen “in a week.”
Tonight:bu gece:he will g oto cinema tonight
Today:bugün :we will go for a picnic,today
This…(…bu):He will visit you this evening.

PRESENT CONTINUOUS / ŞİMDİKİ ZAMAN

Biçim

Olumlu
l am working / l'm working
you are working / you're working
he is working / he's working
she is working / she's working
it is working / it's working
we are working / we're working
you are working /you're working
they are working / they're working

Olumsuz
l am not working / l'm not working 
you are not working / you aren't working 
he is not working / he isn't working 
she is not working / she isn't working 
it is not working / it isn't working 
we are not working / we aren't working 
you are not working / you aren't working 
they are not working / they aren't working 

Soru Olumsuz Soru 
am l working? Aren I working?
are you working? Aren’t you working?
is he working? isn't he working?
is she working? isn't she working?
is it working? isn't it working?
are we working? Aren’t we working?
are you working? Aren’t you working?
are they working? Aren’t they working?


Kullanım
| 
1. Sözün söylendiği anda devam etmekte olan eylemleri anlatmak için kullanılır.

ÖRNEKLER:She is writtING a letter now. 
Şimdi bir mektup yazıYOR.
We are watchING television. 
Televizyon seyrediYORUZ:

2. Sözün söylendiği anda yapılıyor olmasa bile o sıralarda yapılmasına devam edilen eylemleri anlatmak için kullanılır.
ÖRNEKLER:l am learnING English. 
İngilizce öğreniYORUM.
She Is reading a novel. 
Bir roman okuYOR.

3. Yakın bir gelecekte yapılması planlanmış eylemler çoğu zaman ŞİMDİKİ ZAMAN ile anlatılır.Bu cümleler içinde TODAY,TONIGHT,THIS EVENING,TOMORROW gibi 
kelimelere yer verilir,
ÖRNEKLER:We are going to London tonight. 
Bu akşam Londra’ya gidiYORUM.
What are you doing today
Bugün ne yapıyorsun?
She is leaving tomorrow. 
Yarın akşam ayrılıYOR.
Is she coming with you tonight? 
Bu akşam sizinle geliyor mu?
We're changing the curtains TOMORROW. 
Perdeli yarın değiştiriYORUZ.

PRESENT SIMPLE / GENİŞ ZAMAN
Biçim

Olumlu Olumsuz

l work I do not work / l don't work
You work You do not work / you don’t work
We work We do not work/We don’t work 
They work They do not work/they don’t work.

he works he does not work / He doesn’t work
she works she does not work / she doesn’t work
It works It does not work/It doesn’t work.

SORU OLUMSUZ SORU
do l work? don’t I work?
you do not work don’t you work?
he does not work don't we work?
she does not work don't they work?
İt does not work doesn't he work?
we do not work doesn'tshework?
you do not work doesn't it work?
they do not work 

Kullanım

1. Her zaman yapılan, tekrarlanan eylemleri gösterir.

The sun rises in the east. Güneş doğudan doğar.
l smoke twenty cigarettes a day. Günde yirmi sigara içerir.
We usualiy go to Bodrum in Biz genellikle Bodrum'a 
the summer. gideriz.

Bu eylemler anlatılırken sıklık belirteçleri de kullanılır.

often sık sık generally genellikle
usualiy genellikle never asla, hiç
always her zaman every her
sometimes bazen

They usualy come on Friday. Genellikle cuma günü ge
lirler.
We sometimes go fishing in the Bazen kışın balık 
winter. Tutmaya giderler.

Harold doesn't generally join us. Harold genellikle bize 
Katılır.
Do they often spend their Tatillerini sık sık 
holidays in Italy? İtalya’da mı geçirirler? 

Sıklık belirteçleri arasında bulunan NEVER olumsuz bir anlam taşır.İçinde bulunduğu olumlu cümleyi olumsuz yapar.

We never go there. Oraya hiç (asla) gitmeyiz.
She never telis lies. O hiç yalan söylemez.

2) Tiyatrodaki hareketlerin, tarihi olayların anlatımında bu zaman kullanılır.

The door opens and a policeman Kapı açılır ve polis 
comes in. içeri girer.
The war goes on for four years. Savaş dört yıl 
devam eder.
One day the old woman goes Bir gün yaşlı kadın 
to the town. kasabaya gider.

3. Geniş zaman ŞART cümlelerinin birinci tipinde IF ile başlayan bölümde kullanılır.
If they come, they'll cali on us. Gelirlerse bize 
uğrayacaklar.




FUTURE SIMPLE / GELECEK ZAMAN
Biçim
Olumlu

l will work / l'll work
you will work / you'll work
he will work / he'll work
she will work / she'll work
it will work / It'll work
we will work / we'll work
you will work /you'll work
they will work / they'll work


Olumsuz

l will not work/ l won’t work
you will not work / you won’t work
he will not work / he won’t work
•he will not work / she won’t work
it will not work / it won’t work
we will not work / we won’t work
you will not work / you won’t work
they will not work /They won’t work

Soru
wlll l work?
will you work?
will he work?
will she work?
will it work?
will we work?
will you work?
will they work?

Olumsuz soru
won't l work?
won't you work?
won't he work?
won't she work?
won't it work?
won't we work?
won't you work?
won't they work?

Not: l ve we île shall (olumsuzda shan't) da kullanılabilir.

Kullanım
1. Sözü söyleyen kişinin gelecekte olacağını düşündüğü eylemleri anlatmak için kullanılır.

l think they'll come soon.
*Zannederim yakında gelecekler.
The theatre will open this week.
Tiyatro bu hafta açılacak . 

2. Yapılması veya meydana gelmesi olağan eylemler için kullanılır. 
The snow will cover the roads in February.
*Şubatta kar yolları kaplayacak. (kaplar). 

. ..... .., - , ,..^f.'
3. Birinci tip şart cümlelerinde, If'in bulunmadığı ana cümlecikte kullanılır.
If you run, you'll get tired. 
* Koşarsan yorulursun.

4. Konuşma anında verilen kararları belirtmek için kullanılır.
l'm thirsty. l'll drink some water. 
*Susadım. Biraz su içeceğim.
BE GOING TO


Biçim
Olumlu 

l am golng to work / l'm golng to work
you are golng to work / you're going to work
he is going to work / he's going to work
she Is going to work / she's golng to work
it is golng to work / It's golng to work
we are going to work / we're going to work
you are golng to work /you're golng to work
they are going to work / they're golng to work

Olumsuz

l am not going to work / l'm not golng to work
you are not golng to work / you aren't golng to work
he Is not going to work / he isn't going to work
she is not golng to work / she isn't golng to work
it is not golng to work / it isn't going to work
we are not going to work / we aren't golng to work
you are not going to work / you aren't going to work
they are not golng to work / they aren't golng to work

l'm not golng to work
you're not golng to work
he's not golng to work
she's not going to work
It's not golng to work
we're not golng to work
you're not golng to work 
they're not golng to work

Soru

am l golng to work?
ara you going to work?
Is he golng to work?
Is she going to work?
Is He going to work?
are we going to work? 
are you golng to work?
are they going to work?

Olumsuz soru 

am l not golng to work?
aren't you going to work?
İsn’t he golng to work? 
isn't she going to work?
isn't it going to work?
aren't we golng to work?
aren't you golng to work?
aren't they golng to work?

Kullanım

1. Gelecekte yapmak için niyet edilmiş, kararlaştırılmış eylemleri anlatmak için kullanılır.

l'm golng to sell these old chairs. 
* Bu eski sandalyeleri satacağım.

2. Pek yakın bir gelecekte yapılacak eylemleri anlatmak için kullanılır. 
l'm golng to see them at school this afternoon. 
Bu öğleden sonra onları okulda göreceğim. 

3. Bir olayın mutlaka olacağını düşündüren belirtiler varsa bu durum be going to ile anlatılır.

It is golng to rain. The weather
has changed.
Yağmur yağacak. Hava değişti.

4. Come ve go fiilleri ile be going to şekli pek kullanılmaz.
l'm going to go denmez.
Bunun yerine sadece l'm golng denir.




THE SIMPLE PAST TENSE(GEÇMİŞ ZAMAN)

*Bu zamanda “olayın gerçekleştiği zaman”önemlidir.

YAPI:olumlu cümle cümle

Subject + V2 + Object
I studIED +English,yesterday.(bu cümlede kullanılan study fiili,düzenli fiildir.)

Ali + went + Ankara +last week.(bu cümlede kullanılan “went”,go, düzensiz fiilinin ikinci halidir.)

*Düzenli fillewrin 2.halinin oluşturulması kuralları

a)Fiil ünlü harfle biterse”-d” Takısı getirilir. arriveD ,likeD gibi
b)Fiilin sonu ÜNSÜZ HARFLE BİTERSE “-ED”takısı getirilir.PlayED gibi.

c)bazı durumlarda fiilin sonu sessiz harfle bitiğinde son ünsüz tekrarlanarak ED takısı getirilir. stopPED. Gibi
d)Fiilin sonu 2 ünsüz ile biter ve son ünsüz “y” olursa “y”düşer IED takısı getirilir. Stdudy------------studIED gibi.



? SORU CÜMLESİ 

DID yardımcı fiili cümlenin başına getirilerek yapılır.
DID+Subject +V1 +Object
Did +you +go+to bAlıkesir,yesterday?
a)Yes, I went to Balıkesir yesterday.
b)Yes, I Did go to Balıkesir,yesterday.

Did he visit his parent last month?
Yes, He visitED his parent,last month. 


- OLUMSUZ CÜMLE
Subject +did+not+V1 +Object

They did not(didn’t) go to market?
We did not(didn’t) see Ali.


****Geçmiş zamanda bir durum ifade edilirken am ve is yerine WAS,are yerine de WERE kullanılır.
OLUMLU CÜMLE
I was at home yesterday.(Dün,evdeydim.)
It was very hot,yesterday.(Dün,have çok sıcaktı.)

? SORU CÜMLELERİ
Was/were cümle başına alınarak soru yapılr?
Were you sick last week?
Yes,I was sick last week.
OLUMSUZ CÜMLE
Subject+was/were+NOT+Object

It was NOT rainy,yesterday.
It wasn’T sunny,last week.

Students WERE Not at school ,last month.

*******************************

TOO ADJACTIVE to kalıbı(-)

Example:THe tea is TOO HOT To drink.
The ice cream is TOO Cold to eat.

The clothes are TOO expensive to buy.
The shoes are TOO expensive to buy.



FUTURE CONTINUOUS / SÜREKLİ GELECEK ZAMAN
Biçim
Olumlu

l will be worklng/ril be worklng
you will be worklng / you'll be worklng
he will be worklng / he'll be worklng
she will be worklng / she'll be working
it will be worklng / it'll be worklng

we will be working / we'll be worklng
you wlll be worklng /you'll be worklng
they will be worklng / they'll be working

Olumsuz

l will not be worklng / l won't be working
you will not be working / you won't be worklng
he wlll not be worklng / he won't be working
she will not worklng / she won't be worklng
it wlll not be working / it won't be worklng
we wlll not be working / we won't be worklng
you wlll not be working / you won't be worklng
they will not be working / they won't be worklng

Soru

will l be worklng?
wlll you be working?
wlll he be working?
will she be worklng?
will it be worklng?
will we be worklng?
wlll you be worklng?
will they be worklng?

Olumsuz soru
won't l be worklng?
won't you be worklng?
won't he be worklng?
won't she be worklng?
won't it be worklng?
won't we be working?
won't you be working?
won't they be worklng?

Not: l ve we île shall (olumsuzda shan't) da kullanılabilir.



Kullanım

1. Gelecek bir zamanda bir eylemin yapılmaya devam edillyor olacağını gösterir.
She will be sitting with her friends at this time tomorrow.
Yarın bu vakitte arkadaşlarıyla oturuyor olacak.

2. Önceden planlanmayıp, yapılması olağan bir gelecek zaman eylemini anlatır.
She'll be golng to mosque. *Camiyegidecek.

3. Bir eylemin bir süre sonra devamlı olarak yapılabilir duruma gelişini anlatmak için kullanılır.

Arter two months l'll be driving my own car.
*iki ay sonra kendi otomobilimi kullanıyor olacağım.


FUTURE PERFECT CONTINUOUS

GELECEKTE BİTECEK SÜREKLİ ZAMAN 
Biçim

Olumlu

l will have been working / l'll have been working
you will have been working / you'll have been working
he will have been working / he'll have been working
she will have been working / she'll have been working 
it will have been working / it'll have been working 
we will have been working / we'll have been working
you will have been working /you'll have been working
they will have been working / they'll have been working

Olumsuz

l will not have been working / l won't have been working
you will not have been working / you won't have been working
he will not have been working / he won't have been working
she will not have been working / she won't have been working
it will not have been working / it won't have been working
we will not have been working / we won't have been working
you will not have been working / you won't have been working
they will not have been working / they won't have been working

Soru

will l have been working?
will you have been working?
will he have been working?
will she have been working?
will it have been working?
will we have been working?
will you have been working?
will they have been working?

Olumsuz soru

won't l have been working?
won't you have been working?''
won't he have been working?
won't she have been working?
won't it have been working?
won't we have been working?
won't you have been working?
won't they have been working?

Not: l ve we île shall (olumsuzda shan't) da kullanılabilir.


Kullanım

Bir eylemin gelecekte belirli bir ana dek ne kadar zaman aralığını kapsayacağını anlatmak için kullanılır. 

l will have been studying for flve hours by two o'clock.
* Saat iki ol unca beş saattir ders çalışıyor olacağım.

On June 25 l'll have been learning English for 6 months.
* Haziranın yirmi beşinde altı aydır İngilizce öğreniyor olacağım.
He'll have been teaching here for
ten years when you retire.
Sen emekli olduğunda o burada on yıldır öğretmenlik
yapıyor olacak.





FUTURE PERFECT / GELECEKTE BİTECEK ZAMAN
Biçim
Olumlu

l will have drunk / l'll have drunk
you will have drunk / you'll have drunk
he will have drunk / he'll have drunk
she wfll have drunk / she'll have drunk
H will have drunk / it'll have drunk
we will have drunk / we'll have drunk
you will have drunk /you'll have drunk
they will have drunk / they'll have drunk

Olumsuz

l will not have drunk / l won't have drunk
you will not have drunk / you won't have drunk 
he will not have drunk / he won't have drunk
she will not have drunk / she won't have drunk
it will not have drunk / it won't have drunk
we will not have drunk / we won't have drunk
you will not have drunk / you won't have drunk
they will not have drunk / they won't have drunk

Soru
Will I havedrunk?
Will you have drunk?
Will he have drunk?
Will she have drunk?
Will it have drunk?
Will we have drunk?
Will you have drunk?
Will they have drunk?

Olumsuz Soru
Won’t I Have drunk?
Won’t you have drunk?
Won’t he have drunk?
Won’t she have drunk
Won’t it have drunk?
Won’t we have drunk?
Won’t you havedrunk?
Won’t they have drunk?

Bir eylemin gelecekteki belli bir zamandan önce yapılıp tamamlanarak sözü edilen bu zaman noktasında geçmiş bir eylem durumunda kalacağını anlatmak için kullanılır.
l will have seen them before nine o'clock.
*Onları saat dokuzdan önce görmüş olacağım.
The match will have started before we reach there.
* Biz oraya varmadan önce maç başlamış olacak.
She will have learnt the truth tomorrow.
* Yarın gerçeği öğrenmiş olacak.
He won't have finished his homework when his father comes.
* Babası geldiği zaman ev ödevini bitirmiş olmayacak.
We won't have seen everything until ten o'clock.
* Saat ona kadar her şeyi görmüş olmayacağız.
The workers won't have stopped working when the boss comes.
* Patron geldiği zaman işçiler çalışmayı bırakmış olmayacaklar.
Will you have repaired our car before noon?
* Otomobilimizi öğlenden önce tamir etmiş olacak mısınız?
Will Frank have missed the train
if he comes at seven o'clock?
*Saat yedide gelirse Frank treni kaçırmış olacak mı?
Won't you have wrltten the letter by flve o'clock?
* Mektubu saat beşe kadar yazmış olmayacak mısın?
Won't she have cleaned the rooms before nine?
Odaları dokuzdan önce temizlemiş olmayacak mı? .





PAST SIMPLE / BELİRLİ GEÇMİŞ ZAMAN
BİÇİM

OLUMLU OLUMSUZ
l drank l did not drink / l didn't drink
you drank you did not drink / you didn't drink
he drank he did not drink / he didn't drink
she drank she did not drink / she didn't drink
it drank it did not drink / it didn't drink
we drank we did not drink / we didn't drink
you drank you did not drink / you didn't drink
they drank they did not drink / they didn't drink

SORU OLUMSUZ SORU

Did I drink? 
Did you drink? Didn’t I drink?
Did he drink? didn't you drink? 
Did she drink? didn't he drink?
Did it drink? didn't she drink?
Did we drink? didn't it drink?
Did you drink? didn't we drink?
Did they drink? didn't you drink? '
didn't they drink?



Kullanım

1. Geçmiş zaman kipi geçmiş bir zaman içinde yapılıp bitmiş eylemleri anlatmak için kullanılır.
She went to the library yesterday./Dün kütüphaneye gitti.
We saw them last week. /Onları geçen hafta gördük.
The birds left England in September. Kuşlar ingiltere'yi Eylül’de terk ettiler.

2. Zamanı verilmeyen, ancak geçmiş bir zaman aralığı içinde yapılıp bitmiş bir eylemi anlatmak için de geçmiş zaman kullanılır.
She stayed at this hospital for two months. 
Bu hastanede iki ay kaldı.(Şimdi kalmıyor.)
Our family lived in Dublin berore the war. Savaştan önce ailemiz Dublin’de yaşadı. (Şimdi yaşamıyor.)

3. Bir hikaye anlatımında da yukarıdaki sekilde kullanılan
GEÇMİŞ ZAMAN KİPİNDE fiiller bazen Türkçe’ye SÜREKLİ GEÇMİŞ ZAMAN GİBİ ÇEVİRİLİRLER:
The King was a bad man but he loved his country. 
Kral kötü bir adamdı fakat ülkesini seviyordu

PAST CONTINUOUS / SÜREKLİ GEÇMİŞ ZAMAN
Biçim
Olumlu
L was worklng
you were working
he was working
she was working
it was working
we were working
you were working.
They were working.

Olumsuz
l was not working / l wasn't working
you were not working / you weren't wo
he was not working / he wasn't workin
she was not working / she wasn't worl
it was not working / it wasn't working
we were not working / we weren't working
They were working./They weren’t working.


SORU
Was l working?
were you working7
was he working?
was she working?
was it working?
Were we working?
Were you working?
were they working?

olumsuz soru

weren't l working
weren't you working
wasn't he working
wasn't she working
wasn't it working
weren't we working 
weren't you working 
weren't they working
Kullanım

1. Geçmişte belirli bir süre devam etmiş eylemleri belirtir.WHEN’li cümlecik ile kullanıldığında bu cümlecik Belir/i geçmiş zamanda olur.


l was having breakfast at 10. 
Saat 10.00’da kahvaltı yapıyordum.
When we went out it was snowlng. 
Dışarı çıktığımızda kar yağıyordu.
The girl was washing her face when her mother called. 
Annesi seslendiği zaman kız , yüzünü yıkıyordu.
My son was stil sleeping when l arrived at his house. 
Evine vardığımda oğlum hala uyuyordu.

Bu tip cümlelerde WHILE kelimesi de kullanılır.
I heard a noise WHILE I was paassing by their house.
Evlerinin yanından geçerken bir gürültü işittim.

2. Geçmişte bir eylem sürekli olarak yapılmaktayken diğer bir eylem de aynı zamanda sürekli olarak yapılmaktaysa her ikisi de SÜREKLİ GEÇMİŞ ZAMAN halinde söylenir.
She was reading a paper WHILE her husband was watching TV . 
Kocası televizyon seyrediyorken o,bir gazete okuyordu.



PRESENT PERFECT / BELİRSİZ GEÇMİŞ ZAI;
Biçim
Olumlu
l have drunk / l've drunk
you have drunk / you've drunk
he has drunk / he's drunk
she has drunk / she's drunk
it has drunk / It's drunk
we have drunk / we've drunk
you have drunk /you've drunk
they have drunk / they've drunk

Olumsuz
l have not drunk / l haven't drunk / l've not drunk 
you have not drunk / you haven't drunk / you've not drunk 
he has not drunk / he hasn't drunk / he's not drunk
she has not drunk / she hasn't drunk/She’s not drunk. 
it has not drunk / it hasn't drunk / it's not drunk
we have not drunk / we haven't drunk / we've not drunk
you have not drunk / you haven't drunk / you've not drunk
they have not drunk / they haven't drunk / they've not drunk

Soru
Have l drunk?
have you drunk?
Has he drunk?
has she drunk?
has it drunk?
have we drunk?
Have you drunk?
have they drunk?

Olumsuz soru
haven't l drunk?
haven't you drunk?
hasn't he drunk?
hasn't she drunk?
hasn't it drunk?
haven't we drunk?
haven't you drunk?
haven't they drunk?

KULLANIM
1)Belirsiz Geçmiş Zaman,geçmişte yapılmış bir eylemin ŞİMDİKİ ZAMANDA SONUCU veya ETKİSİDİR.Anlatılan,geçmişteki olayın ne zaman ve nasıl yapıldığı değil,bu olayın şu anda var olan etki ve sonuç uzantısıdır.
We cleaned the tables LAST WEEK.
Masaları GEÇEN HAFTA temizledik.
Bu cümlede geçen hafta temizleme hareketini yaptığımız anlatılmaktadır.Bu olayın şu anla bir ilgisi yoktur.
*Bir de şimdi şu cümleye bakalım.
We have cleaned the tables
(Masaları temizlemiş durumdayız.)

Cümlesinde anlatılan şey ise, masaları temizleme gibi bir harekette bulunmamız değil, şu anda masaların temiz durumda oluşudur.

She has done her homevrork.
*Ev ödevini yaptı.(Ev ödevi şimdi hazır.)
The students have seen the Iion 
in the zoo. 
*Öğrenciler,hayvanat bahçesindeki aslanı gördüler.
The gardener has planted new flowers.
*Bahçıvan yeni çiçekler dikti.
l have eaten the cake in the kitchen. 
*Mutfaktaki pastayı yedim.

2. Bir eylemin hemen biraz önce yapıldığı belirtilirken BELİRSİZ GEÇMİŞ ZAMAN just
île kullanılır.
She has just met her husband. 
*Biraz önce kocasına rastladı.
They have just gone out. 
*Biraz önce çıktılar.

3. Kesin oluş zamanı bilinmeyen veya söylenmesine gerek duyulmayan hallerde BELİRSİZ GEÇMİŞ ZAMAN kullanılır
l have been to England./ İngiltere’de bulundum.

Bu cümlelerdeki eylemlerin yapılış zamanı cümle içinde verilecek olursa bu cümlelerin geçmiş zaman haline dönüşmesi şarttır.

l went to England two years ago.
İngiltere’ye iki yıl önce gittim.

4. Yet, lately, recently kelimeleri geçmişte yapılmış bir eylemi şimdiki zamana bağlayan bir anlam taşıdıkları için Belirsiz Geçmiş Zaman kullanılır.

We have seen some changes recently. 
Yakınlarda bazıdeğişiklikler gördük.

***Cümlede this morning (afternoon, week, month, year), today, tonight gibi za manı şimdiye bağlayan zaman belirteçleri olduğunda da belirsiz geçmiş zaman
kullanılır. .

Have you read the papers this morning?

Bu sabah gazeteleri okudun mu?

5. Geçmişte başlamış halen de devam etmekte olan bir durumu anlatmak için kulla-
nılır. 
l've studied German for six months.
Altı aydır Almanca çalışıyorum.
How long have you been here? 
Ne kadardır buradasın?



6. Ever ve never belirteçleri çoğu kez soru veya olumsuz halde belirsiz geçmiş za man cümlelerinde kullanılırlar.

She has never studied her lessons. 
Derslerim hiç (hiçbir zaman) çalışmadı.
Have you ever tried to paint the walls. 
Duvarları boyamayı hiç denediniz mı?

7. Since ve for belirsiz geçmiş zaman yapısında çok kullanılan iki edattır. 

For belli bir süre belirtir.
l have lived in Paris for two years.
Paris'te iki yıldır oturmaktayım.
The farmers have prayed for
rain since April.
Çiftçiler nisandan beri yağmur için
dua etmekteler. (Halen ediyorlar.)
Mary has been here since one
o'clock.
Mary ,saat birden beri buradadır.

PRESENT PERFECT CONTINUOUS
SÜREKLİ BELİRSİZ GEÇMİŞ ZAMAN

Biçim 
Olumlu
l have been drinking / l've been drinking
you have been drinking / you've been drinking
he has been drinking / he's been drinking
she has been drinking / she's been drinking
it has been drinking / it's been drinking
we have been drinking / we've been drinking
you have been drinking /you've been drinking
they have been drinking / they've been drinking

Olumsuz
l have not been drinking / l haven't been drinking
you have not been drinking / you haven’t been drinking.
we have not been drinking / we haven’t been drinking
you have not been drinking / you haven’t been drinking.
they have not been drinking / they haven’t been working.

he has not been drinking / he hasn’t been drinking.
she has not drinking / she hasn't been drinking.
it has not been drinking / it hasn't been drinking.


Soru Olumsuz SORU 

have l been drinking? Haven’t l been drinking? 
have you been drinking? Haven’t you been drinking?
have we been drinking? Haven’t we been drinking?
have you been drinking? Haven’t they been drinking 
have they been drinking? 

has he been drinking? Hasn’t he been drinking?
has she been drinking? Hasn’t she been drinking?
has it been drinking? Hasn’t it been drinking?


Kullanım

1. Geçmişte başlayıp halen devam etmekte olan veya yine geçmişte başlayıp biraz önce tamamlanmış olan eylemler bu zamanla anlatılır.

We have been walking for ten hours
*On saattir yürümekteyiz.
He has been crying for half an hour
*yarım satir ağlamakta.

2. Belirsiz geçmiş zamanda olduğu gibi SÜREKLİ GEÇMİŞ ZAMAN cümlelerinde de since ve for sık görülür.

They have been waiting since five o'clock.
*Saat beşten beri beklemekteler.
She has been sleeping for ten hours.
*On saattir uyumakta.

PAST PERFECT / MİŞLİ GEÇMİŞ ZAMAN
Biçim
Olumlu 
l had drunk / l'd drunk .
you had drunk / you'd drunk. 
he had drunk / he'd drunk 
she had drunk / she'd drunk
it had drunk / it'd drunk 
we had drunk / we'd drunk .,.
you had drunk /you'd drunk
they had drunk / they'd drunk

Olumsuz 
I had not drunk / I hadn’t drunk
You had not drunk. / You hadn’t drunk.
he had not drunk / he hadn’ t drunk
she had not drunk / she hadn't drunk
it had not drunk / it hadn't drunk
we had not drunk / we hadn't drunk
you had not drunk / you hadn't drunk
they had not drunk / they hadn't drunk

Soru 

had l drunk?
had you drunk?
had she drunk?
had it drunk?
had we drunk?
had you drunk? Olumsuz soru
had they drunk?
hadn't l drunk?
hadn't you drunk?
hadn't he drunk?
hadn't she drunk?
hadn't it drunk?
hadn't we drunk?
hadn't you drunk?
hadn't they drunk?


Kullanım

1. Bu zaman, geçmişte olan bir eylemi yine geçmişte olan bir noktaya bağlar. Bu
noktadan önce o eylemin yapılması bitmiş durumdadır. Bu an çoğu zaman ikinci
bir eylemin yapıldığı zamandır. 
When the rain stopped we had arrived in the city.
Yağmur durduğu zaman şehre var mıştık.
Arter she had written the letter he went to the post office.
Mektubu yazdıktan sonra postane ye gitti. 
l would rather that she hadn't left yesterday.
Dün onun g itmemiş olmamasını tercih ederdim.

2. Bu zamanda eylemin yeri ve zamanı belirtilebilir.
We had seen them last week.
* Onları geçen hafta görmüştük.
You had kept the money in a small box.
* Parayı küçük bir kutuda muhafaza etmiştiniz.

3. l wish, If only, would rather, would sooner gibi deyimlerle geçmişi belirtmek için kullanılabilir.

l wish you had seen that film.
* Keşke o filmi görseydin.
l wish you l had stayed with her longer.
* Keşke onunla daha uzun süre kalsaydım.

If only my wife had learnt some English.
* Keşke karım biraz ingilizce öğrenseydi.
Mary would rather that she hadn't accepted his offer. 
Mary onun teklifini kabul etmemiş
olmayı tercih ederdi. 

PAST PERFECT CONTINUOUS / SÜREKLİ MİŞLİ GEÇMİŞ ZAMAN
Biçim

Olumlu

l had been drinking / l'd been drinking
you had been drinking / you'd been drinking
he had been drinking / he'd been drinking
she had been drinking / she'd been drinking
it had been drinking / It'd been drinking
we had been drinking / we'd been drinking
you had been drinking /you'd been drinking
they had been drinking / they'd been drinking

Olumsuz
l had not been drinking / l hadn't been drinking
you had not been drinking / you hadn't been drinking
he had not been drinking / he hadn't been drinking
she had not been drinking / she hadn't been drinking
it had not been drinking / it hadn't been drinking
we had not been drinking / we hadn't been drinking
you had not been drinking / you hadn't been drinking
they had not been drinking / they hadn't been drinking

soru
had l been drinking?
had you been drinking?
had he been drinking?
had she been drinking?
had it been drinking?
had we been drinking?
had you been drinking?
had they been drinking?
Kullanım
olumsuz soru
hadn't l been drinking?
hadn't you been drinking?
hadn't he been drinking?
hadn't she been drinking?
hadn't it been drinking?
hadn't we been drinking?
hadn't you been drinking?
hadn't they been drinking?

Bu zaman, geçmişteki bir noktadan başlayıp yine geçmişteki belli bir noktaya dek süregelen işleri anlatmak için kullanılır.Bu zamanla birlikte kullanılan cümlecikler, belirli geçmiş zamanda kurulur. Bu zamanla yalnızca süreklilik gösteren eylemler kullanılabilir ve bu eylemlerin geçmişte ne kadar sürdüğü belirtilir.
She had been working in the kitchen when Tom came.
*Tom geldiği zaman o,mutfakta çalışmaktaydı.
He had been running for half an hour before he stoped to have a rest.
*Dinlenmek için durmadan önce yarım saattir koşuyordu.(koşmaktaydı)
The car was clean because she had been cleaning it for hours. 
*Otomobili temizdi çünkü onu saatlerce temizlemekteydi.




WH-QUESTION WORDS
*Bu soru kelimeleri ,bilgi almaya yarayan kelimelerdir.
*Soru cümlelerinde cümlenin en başında bulunurlar.
*Bunlarla sorulan sorulara cevap olarak YES veya NO ile cevap verilmez.
Bu kelimeler şunlardır:
Who : kim which: hangi
Whom: kimi,kime where: nerede,nereye 
How: nasıl when: ne zaman
Whose: kimin why: niçin
What: ne

WHO
*Eylemi yapan kişi veya kişileri sorar.Anlamı,kimdir. Özneyi sorunca kendinden sonra yardmcı fill yerine FİİL izler.Hep tekil yardımcı fill ile kullanılır.
Examples:WHO callED you last night?
WHO IS wisiting our town?
WHO comeS with me to drink coke?
*Who cümledeki NESNEYİ soruyorsa,kendinden sonra bir yardımcı fiil gelir.
Examples:WHO DID you see yesterday?Cevap:I saw Osman
WHO DO you like most? Cevap:I like my sister most.


WHAT
*Cümlenin ÖZNESİNİ sorar,ancak kişiler dışındaki nesnelerle kullanılır.
Özneyi sorunca ,TEKİL FİİLLE,yardımcı fiilsiz kullanılır.
WHAT made you furious?
WHAT makeS her hapy?
WHAT comeS after a verb?

***Cümlenin NESNESİNİ de SORAR.TEKİL YARDIMCI FİLLE KUILLANILIR.
Examples:What IS there in the fridge?
What WILL you buy for him?
What HAS BEEN done?

****WHAT kelimesi,bazen bir İSİMLE beraber kullanılır.Bu kullanımla What ”which”e benzer.
Examples:WHAT PROGRAMMES do you watch?
WHAT CITIES did you vivit in Italy?

****What,”do (yapmak)” fiili ile kullanıldığında, cümlede yapılan eylemi sorar.
Examples:What is doing in the room?
What do you want to do today?
What did they do last night?

****What ile kullanılıp değişik anlamlara gelen kelimeler de vardır?
What TIME do you get up? (Saat kaçta uyanırsın?)
What KIND OF music do you like? (Ne tür müzik seversiniz?)
What is the weather like today? (Bugün hava nasıl?)
What is your father like? (Baban nasıl bir kişi(kişiliğe sahip?)
What does your mother look like? (Annen nasıl bir kişi(fiziki özellikleri nedir?)
What colour your house? (Eviniz ne renk?)
What do you do? (İşiniz nedir,ne işle uğraşırsınız?)
What does she do? (İşi nedir?)

WHAT .....FOR,niçin anlamındadır.
Examples:What do you like it for
WHAT is she doing that FOR



WHICH
*Bir grup içindeki BELLİ BİR TANESİNİ sorarken kullanılır.Kendinden sonra bir İSİM gelir.Anlamı “HANGİSİ”dir.
Examples:Which BOOKS do you read?
Which PROGRAMME is easier on the computer?
Which COLOURS do you like best?

WHERE
*YER sorusuna cevap verir.Anlamı NEREDE,NEREYE dir.
What are the keys?(Anahtarlar nerede?)
Where is she from? (O,nerelidir?)

WHEN
*Eylemin NE ZAMAN yapıldığının sorar.Anlamı NE ZAMANdır.
When were you here? (Ne zamandır buradaydın?)
When do you do your homework? (Ev ödevini ne zaman yaparsın?)

HOW
*NASIL anlamında bir durum zarfıdır.
How do you come to school? (Okula NASIL gelirsin?)
How did he drive home? 

****HOW kelimesi ile kullanılıp,farklı anlamlar veren kelimeler vardır.
HOW old are you? (Kaç yaşındasın?)
HOW OFTEN do you drink tea? (Ne kadar sık çay içersin?)

WHOSE
*İyelik(sahiplik) sorar.Kendinden sonra İSİM gelir.Anlamı KİMİNdir.
Whose JACKET is this?
Whose CASETTES did you take?
Whose PAINTING was it? 

WHOM
*Resmi kullanımlarda NESNEYİ SORAN bir kelimedir.Soru formunda kullanılır.Konuşma dilinde daha çok WHO olarak geçer.
Who(m) did you call in the morning?
Who(m) has she hurt?





INDIRECT SPEECH
“I am going to Istanbul.”
He says HE is going to Istanbul.

IMPERATIVE (EMİR CÜMLELERİNİN INDIRECT YAPILIŞI)
“go out”he said
He TOLD me TO go out.
“Clean your room.”,she to me
she TOLD me TO clean MY room.
“do not speak” he to her
He TOLD her NOT TO speak
Or He WARND her NOT TO speak.
Or He ORDERED him NOT TO speak.

STATEMENT(DÜZ CÜMLELERİN INDIRECT SPEECH YAPILIŞI)
“I am hapy”he said
He said HE WAS happy.(O,mutlu olduğunu söyledi.)
“He never gets up early.”Ahmet said
Ahmet said he never GOT up early.
“You are stupid.”Ali
Ali TOLD me I WAS stupid.(Aptal olduğumu söyledi veya Ali,bana aptalsın dedi.

SORU ŞEKLİN KULLANIMI
Sorular iki çeşit olduğundan iki çeşit kullanım vardır,Reported Speech’te.

1)Yes/no questions 
“Is İlkay meeting you in Bursa?”
You ASKED me IF/WHETHER İlkay WAS meeting ME in Bursa.
“Are you tired?”
You ASKED me IF I WAS tired

2)WH QUESTIONS
“Where are you from?”
You ASKED him WHERE he WAS from?


CAUSATIVES(ETTİRGEN YAPI)
1) HAVE
a)Have Somebody DO something(Yapan ve yaptıranın razı olduğu durumlarda kullanılır/Zorlama ve ikna söz konusu değildir.)
I HAD my sister iron the clothes.(Elbiseleri kızkardeşime ütülettim)
Somebody Something

b)HAVE SOMETHING DONE(Kişinin önemli olmadığı durumlarda kullanılır.)
I had my clothes IRONED.(elbiselerimi ütülettim.)

2)GET
a)GET SOMEBODY TO DO SOMETHING(Birine İKNA yolu ile bir şeyi yaptırmak.)
I GOT my father TO BUY me a new car.

b)GET SOMETHING DONE=HAVE SOMRTHING DONE
(İkna söz konusu değildir çünkü kişi yok.)

3)MAKE SOMEBODY DO SOMETHING
(Kişi seçimi oldundaki ZORLAMA söz konusu olduğunda kullanılır.Kişide ISRAR vardır.)
The teacher MADE Jonathan CLEAN the board.

4)LET SOMEBODY DO SOMETHING
(Have’in kullanımı gibidir.)
She LET ME eat all the cakes.(Bütün keki yememe izin verdi.)
b)LET(passive)=to be allowed
They were NOT ALLOWED TO enter the musum.
I was not ALLOWED to eat all the cakes.










CASES OF NOUNS / İSİMLERİN HALLERİ
possessive case / iyelik hali

1. İsmin iyelik hali tekil isimlerin sonuna -'s konularak yapılır.

the girl's hat
kızın şapkası
a child's toy
bir çocuğun oyuncağı
a policeman's shirt
bir polisin gömleğ
Tom's house
Tom'un evi
Turkey's exports
Türkiye'nin ihracatı

Sonu -s ile bitmeyen çoğul isimler de 's ile iyelik haline girerler.

the women's shoes
kadınların ayakkabıları
the children's toys
çocukların oyuncakları

2. –s ile sona eren çoğul isimlere sadece ' eklenir.
the giris' hate
kızların şapkaları
the dogs' talls
köpeklerin kuyrukları


3. Sonu -s île biten özel isimler 's veya sadece' alır.
Mr Jones's father
Bay Jones'un babası
Mr.Jones' father
Bay Jones'un babası

4. Bileşik isimlerde son ismin sonuna 's ilave edilir.
his father-in-law's bağ kayınpederinin çantası

5. Bir şeye sahip olan kişiler birden fazlaysa sadece son isme 's ilave edilerek iyelik haline sokulur.
Your mother and father's room 
Annen ve babanın odası

s've of île iyelik

's ile iyelik hali insan ve hayvanlar için kullanılır. Cansız varlıkların iyeliği bu isimle rin önüne of getirilerek yapılır.
of the door
kapının
the key of the door
kapının anahtarı
the walls of the garden
bahçenin duvarları
the doors of the mosque
Caminin kapıları
The legs of the table
masanın ayakları

a.) 's ile iyelik halini cansız isim olmalarına rağmen gemi ve diğer deniz araçları için de kullanabiliriz.
the ship's deck Geminin güvertesi

b.) Zamanla ilgili sözcükler.
a week's holiday
bir haftalık tatil
today's newspaper
bugünün gazetesi
twenty minutes' break
yirmi dakikalık istirahat
tomorrow’s program
yarının programı
an hour's time
bir saatlik zaman
yesterday's news
dünün haberi

c.) Bazı meslek sahiplerinin işyerlerini göstermek için, bu kişilerin sonuna 's eklenir.
chemist (eczacı)
butcher (kasap -kişi)
chemist's (eczane)
butcher's (kasap dükkanı)

***Türkçede olduğu gibi 's veya of kullanılmadan yapılmış isim tamlamaları oldukça yaygındır. 
college library
Kolej kitaplığı
garden gate
Bahçe kapısı
travel agent
Seyahat acentası
driving licence
sürücü belgesi
tennis court
Tenis kortu
swimming pool
Yüzme havuzu
love story
Aşk hikayesi
traffic lights
stamp collecting
Pul toplama
dining room
Yemek odası some money (biraz para) seven nurses (yedi hemşire)




MOOD / KİP
Bir fiilin çeşitli anlamları vermek için aldığı şekitlere göre gruplanması ile üç fiil grubu meydana gelir. Kip adı verilen bu gruplardan indicative mood "bildirme kipi" grubundakiler zamanlar konusunda gördüğümüz tüm fiillerdir.

IMPERATIVE MOOD / EMİR KİPİ
İngilizce’de mastar halinde bulunan fiilden mastar eki to kaldırılırsa geriye kalan fi il kökü bir emir kelimesidir.

To stop durmak
Stop dur
To write yazmak
Wrlte yaz
To drink
drink iç
to wait beklemek
wait bekle
Emir sözcüğünü olumsuz yapmak için önüne do not (don't)' yardımcı fiili getirilir.
Eat ye
don't eat yeme
come gel
don't come gelme
Write your name. Adını yaz.
Don't write your name. Adını yazma.
Repeat these words. Bu kelimeleri tekrarla
Don't repeat these words. Bu kelimeleri tekrarlama


Emir cümlelerinde kendisine emir verilen kişi de belirtilmek
İstenirse bu, emrin sonuna konulur. 
Drink your mllk, Betty.
Betty, sütünü iç.

Bir emrin sözü söyleyen kişi tarafından yine kendilerine söylenmesi yani kişinin kendisine emir vermesi ise let's kelimesi kullanılarak yapılır.

Let's go. Gidelim.
Let's find another hotd. Başka bir otel bulalım.
Let him sweep the floor. Yeri süpürsün.
Ler her go to the kitchen. Mutfağa gitsin.


*
THE SUBJUNCTIVE MOOD / DİLEK KİPİ
1. geniş zaman halinde dilek kipi

En çok herkesçe bilinen birkaç deyimde görülür. Bu zamanda bulunan dilek kipinin en büyük özelliği fiilin üçüncü tekil şahısla kullanıldığındığında -s eki almamasıdır.



Heaven help them. Allah ,onlara yardım etsin.
God forgive you. Allah seni affetsin.

2. geçmiş zaman halinde dilek kipi








 
  Website counter  
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol